Insan merakli varlik.  Meraki onu sürüklüyor.  Bazen yazimin basligindaki gibi de olsa.  Insanin aklina hakikaten cok ilginc sorular geliyor.  Amerika’nin NJ eyaletinin bilmem ne sokagindan gecerken Robert mezunu cok yakin dostuma garip bir soru.  ‘Robert mezunlari nasil bir tanriya inanir?’ Ilahiyatci baska bir arkadasim ise Ingilizce dil kursunda bir bayan ögrenciye öyle cevap vermis. ‘Bölümüm..Bölümüm’ diye kekeledikten sonra, eklemis ‘Bizim bölüm ; tarih, felsefe, sosyoloji karisimi’. Bunu anlatirken arkadasim, utandim bölümümü söylemeye demisti.  TR garip bir ülke.  Robertliler de ilahiyatcilar da ayni ülkenin cocuklari.  Yalniz Robertliler, en elit ailelere hatta en zengin olanlara mensup.  Nesiller boyu Robertli olanlar var hatta TR’de.  Ilahiyatcilar ise babasi köylük yerde koyun güderek gecinen, daha dogrusu gecinemeyen, kurban döneminde koyun satip parasini ogluna gönderen, oglum ‘Bi örtmen ciksa da’ diye hayaller kuran adam…  Yazimi sadece siz www.yldz.net okuyuculari icin kaleme aliyorum.

 Robertliler, aslinda aldiklari Amerikan kültürü dahilinde, bir inanis bicimine sahiplermis, Robertli dostuma göre.  Peki demistim ben de..Amerikali’nin yani ortalama bir Amerikali’nin inanc sistemi nasildir?  Ortalama bir Amerikali’nin inandigi tanri aslinda, kendi halindedir..Yukarida kendi isleriyle ugrasir..Insanoglunun islerine pek karismaz, demisti onun üzerine bu yakin dostum.  Yani Amerikali kendi hayatini kendisi düzenliyordu..Haftasonlari ya da haftaici duruma göre kiliseye ugrayip tanrisina dua da ediyordu..Ama o kadar sadece.  Zaten her daim acik olan kiliseye bagliliklari kendilerince en üst düzeydeydi.  Hos üniversite yillarimda, yine Robert mezunu muhasebe hocasinin ‘Yüksek notu da Tanri’dan isteyeceksiniz’ deyisindeki psikolojiyi ancak Amerika’da anlamistim.  O Robertli dostuma ise daha garip bir soru sordum..Din kültürü ögretmenleri var miydi Robert’te?!  Varmis var olmasina ama o kadar..Pek de birsey anlatamiyorlarmis bu ilahiyat mezunlari ögretmenler. Islam noktasinda, Allah, besmele hususunda…Anlatmak isteseler de…

 Ilahiyat mezunlarimiza gelince…Cogu ögretmenlik yapan, azi diyanet bünyesini tercih eden bu insanlar ise..Aldiklari anadolu kültürüne ne kadar sahiptirler.  Yorum ya da genelleme yapacak gücü kendimde bulamiyorum..Ama sunu biliyorum..En hor görülen insanlarinin basinda geliyor bu insanlar TR’nin.  Iyi de olsalar kötü de, önyargi var karsilarinda..Halet-i ruhiyelerini öyle seslendiriyorlar : ‘Selam sana Imam-Hatiplim. Selam sana!’  Kendileri, hor görülmeye devam ediliyor..Aleni, yine Amerikali’larin tabiriyle ‘discrimination’ (ayrimcilik) olayinin alasina maruz kaliyorlar..Onlar, ama mutlu..En azindan, babalarinin, analarinin hasbel kader mutlu olduklarini gördükleri icin mutlular..Belki, Robertli’ler gibi entel takilma ugruna, ‘Fotograf bisi, ama güzel bisi’ diye fotograf tanimi yapmiyorlar, belki bilmem ne ecnebi dilindeki sarkiyi seslendirmeyi de bilmiyorlar..Ama, inaniyorum ki ilahiyatcilar, Robertli’lerden daha mutlu..

 Yalniz her ikisinin ortak iki yönü var.  Birisi kendisine empoze edilen Amerikan kültürünü sonuna kadar özümsüyor..Digeri ise, üniversiteden ilahiyat namina dogru dürüst birsey ögrenemeden, ki Arapca dahil buna, ‘ilahiyatci misyonuna’ inadina sahip cikiyor..Ikincisi ise Robertli daha cok rasyonellik ile herseyin halledilebilecegine inaniyor.  Ilahiyatci ise, asrimiz insani rasyonellikten yana oldugu icin ‘keramet’ vari olaganüstü seyleri günümüz insanina anlatmak gerekmez..Onun icin biz ilahiyatcilardan pek de evliya vari keramet cikmaz diyor..Yanisi ikisinden de evliya cikmiyor, ama sahi neden?

Serdar Samil Okyay,
Dresden, 11.12.2007