Mutlu bir gün sonu
30
Mart
O gün şirkete geldiğinde gününün bu kadar mutlu biteceğini hayal dahi etmemişti…
Şirkete geldiğinde alışılmadık hiçbirşey yoktu. Herşey yerli yerinde duruyor kendisini bekleyen onca iş fütursuzca göz kırpıyordu. Masasına tüm isteksizliği ile tam yerleşecekti ki klasik olarak sorumlu olduğu bazı sorunlar yavaş yavaş kapısını tıklatmaya başlamıştı. Yapılması gereken onca iş yokmuşçasına birde ardı arkası kesilmeyen sorun demetleri spontane olarak önüne servis yapılıyor çözüm bulması için medet umuluyordu…
Şirkette geçen onca ay ve bunca yılla beraber gelen stres artık onda bıkkınlık rüzgarları estiriyordu.. Tek yapmak istediği kırlarda, parklarda çocuklar gibi koşmak, oynamak umursamaz bir kaç saat geçirmekti. Evet evet bir kaç saate bile razıydı… Yeterki şu boğucu iş hayatından birazda olsa kurtulabilmek, hayata pembe gözlüklerle ufacıcıkta olsa bakabilmekti son zamanlarda hayallerini süsleyen… Ama ne mümkün… Başını işten kaldıramıyordu ki yorgun savaşçı… Bu güne kadar bir sürü maceraya atılmış, başarmış, başaramamış ama yılmamıştı.. Evet o bir savaşçıydı.. Kimse düşünmese bile sonuna kadar böyle düşünüyordu… Kendisi için savaşçı sıfatını yıllarca kullanmış ama artık yorgun düşmüştü. Artık savaşçı sıfatının önüne yorgun fiilini koyması farz olmuştu… O yılların eskitme yolunda anlaştığı ve bu uğurda spordan, hareketten, jimnastikten ve bilimum sağlıklı yaşamdan mahrum kalarak kilo aldığı yorgun bir savaşçıydı…
Her zamanki gibi işlerini yapmış ve evine gitmek için hareketlenmişti. Tek yapmak istediği artık evine gidip uyumak ve yarının stresli ve yorgun gününe mümkün olduğunca hazır olabilmekti. Sabah kırlarda, parklarda,bahçede oynama veya zıplama gibi düşünceleri onun için aksiyon filimlerindeki kadar yorucu gözüken insan halleri olarak halleniyordu…
Otobüste her zamanki gibi evine doğru yol alıyordu.. Otobüsün yol alış hızı, eve gidiş güzergahı, kalabalıklığı, bunaltıcı ve sıkıcılığı vs.. vs… herşey normaldi.. Tek normal olmayan otobüsün orta kısımlarından gelen sesti. Daha sonra adlarının Şukufe ve Safiye olduğunu öğreneceği nine yaşındaki, söylem diliyle teyzelerin konuşması otobüsün sıkışıklığı ve kalabalıklığına rağmen ön sıralara kadar geliyordu… Konuşmalar gayet net bir şekilde duyuluyor ve tüm otobüs bu iki teyzeye kilitlenmiş onları dinliyordu… Hatta bu iki teyzenin konuşmaları, iki kişinin konuşmasından çok bir tiyatroda geçen iki komedyenin diyaloğu gibiydi…
Otobüse yolcular bindikçe bizim yorgun savaşçı için tiyatronun ön koltuğunda yer ayrılmışçasına bu iki teyzeyi gayet yakından seyretmek nasip olmuştu. Yalnız bu teyzeler, bırakın kendi aralarında konuşmayı çaplarının yettiği alanda herkes ile muhabbet kurma sevdasındaydılar..
Yorgun savaşçı o gün göz alıcı mavi elbiselerinide nereden giymişti ki sanki. Bu elbiseler iki tayzemizin ilgisini çekmiş ve tüm abidik gubidik ne kadar soru varsa bizim yorgun savaşçıya yöneltmeye başlamıştı. Bir anda afallayan ve toparlanabilme fırsatı bulamayan yorgun savaşçı, özel hayatı ile ilgili tüm giriş bilgilerini Şukufe ve Safiye teyzelere anlatarak bir şekilde otobüsle de paylaşmıştı. Artık oda tiyatro sahnesindeydi ve tüm gözler onun üzerindeydi…
Aslında tek sıkıntı verici şey özel hayatındaki giriş bilgilerinin tanımadığı insanlar tarafında da öğreniliyor olmasıydı. Ama olsun canım bu otobüsten indikten sonra kim ne hatırlayacaktı ki… Diğer geri kalan herşey günlerdir arayıpta bulamadığı, başaramadığıydı… Tiyatro sahnesindeymiş gibi olmak hiçte kötü gelmiyordu artık.. Çünkü Şukufe ve Safiye Teyze yorgun savaşçı için bir sürü methiyeler diziyor, sevgilerini dokunarak, hatta ve hatta mıncıklayarak gösteriyor ve dünyanın kraliçesiymiş gibi davranıyorlardı.. Yorgun savaşçı yaşadığı bu durum karşısında keyiften dört köşe oluyor, tüm dertler tasalar bir tarafa sürükleniyor ve kendinden uzaklaşıyordu. Ne iyi insanlar vardı hayatta diye düşünüyor, içinde sevinç baloncukları patlıyordu… Yaşasındı, iyiki böyle insanlar vardı…
Otobüs ineceği durağa yaklaşmış, artık ayrılık vakti gelmişti. Keşke hiç bitmeseydi de şöyle bir Ankara yapıp gelseydik diye içinden geçirdi yorgun savaşçı. Tüm stres, dert tasa gitmişti artık üzerinden.. Ne büyük mutluluk ne büyük bahtiyarlıktı bu son 45 dk. da yaşadıkları… Yarın artık onun için çok daha kolay olacaktı onun için.. Bunca iltifatlar, sevgi gösterileri hatta ve hatta oğluna istemeler… Olunmayacak kısa bir zaman dilimi olduğu için samimi üzülmeler.. Ne iyi teyzelerdi Şukufe Teyze ile Safiye Teyze..
Siz ne iyisiniz Şukufe & Safiye Teyze…
Ne iyisiniz
Toplam Okunma: 1222 | Bugünkü Okunma: 1 | En Son Okunma: 28.08.2008 - 00:12

1. Hakan DMRY | Mart 30th, 2006 at 19.15
Abi sen neymişsin yahuu
helal çok süper bir yazı olmuş. Eline sağlık.
2. yakuza | Nisan 2nd, 2006 at 22.49
Yine bir pazar günü…
Bizim yorgun savaşçı hergünkü gibi yine o ihtişamlı ve düğmeleri açık paltosunu giymiş ve iş yerine gelmişti.
Yoğun bir gün yine onu bekliyordu ama o çayır çimen gezmek istiyordu… Kırlarda dolaşmak. İp atlamak hatta bisiklete binmek… Çünkü iki hafta önce gittiği Antalya tatilinde içinde uhde kalmıştı.
Neyse saatler hızla geçiyordu… toplantıya başlamış ve yine birşeyleri kurtarmaya çalışıyordu. Aynı zamanda aklı Şukufe teyzedeydi. Toplantı sırasında O’nu da andı.” ne güzel bir otobüs yolculuğuydu” diye aklından geçirdi. Acaba yine karşılaşabilecekmiydi? Yine o tatlı sözlerle kendisini mutlu edebilecekmiydi… Derken çıkma saati hızla yaklaştı. Son işleri de toparladı, şaşalı paltosunu giydi; tam çıkma emri verecekti ki acı bir telefon sesi onu durdurdu… Telefondaki annesiydi. ” az önce baban ile bir trafik kazası geçirdik. ama iyiyiz, ben şimdi evdeyim ” dedi. Bu duyan yorgun kurtarıcı bir hışımla şirketten çıktı. Diğerlerini de çıkardı. Telaşlı bir şekilde evine doğru yol aldı.
Neyse ki kaza ufaktı ve canından çok sevdiği annesi iyiydi. Allah korumuştu onları.
Yorgun kahramanımıza ve ailesine geçmiş olsun diyoruz ve bir an önce iyileşmelerini temenni ediyoruz.
Gelişmelerle yine karşınızda olacağız. İyi geceler demeden önce şunu belirtmek isterim; biz yorgunda olsa, kırlarda çocuklar gibi koşup oynamakta istese, bisiklete binemese de yorgun kahramanımızı çok seviyoruz. O bizim için çok değerli ve hep öyle kalacak..( Şukufe teyze de)
3. angel | Nisan 3rd, 2006 at 10.50
Cok duygulandim