Mezarlıkta Saklambaç
13
Mart
Ilkokul birinci ve ikinci sinifi köy ilkokulunda okudum…Kütahya’nin Simav ilcesinin Dagardi köyü. Adi gibi daglarin ardinda bir köy. Kislari zor ve cetin. Yazlari oldukca serin. Köyün cevresi ormanlarla kapli. O günlerden bugünlere eski sözler sakli. Epey uzun süredir ugramadim bu köye. Ama internette ilginc bilgilere rastladim bu köyle ilgili (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dagardi ). Yalniz bendeniz bu yazida hayalen de olsa cocukluguma gitmeyi yegledim. Siz www.yldz.net okuyuculari icin tabii ki…
Soguk, cetin ve zor kis günleri. Elektrik yeni gelmis bu dagbasi köyüne. Arada bir kesilir. Birkac saat nerede. Birkac haftada eletrik ya gelir ya gelmez. Gaz lambasinda misafirlikler. Misir patlatma, caylar. Cocuklar bir kenarda oynarken, evin erkegi coktan kahvenin yolunu tutmustur. Ay isiginda yolunu bulurdu bu köyün erkekleri geceleri. Biz cocuklar oyun basinda iken, kadinlarda köyün bütün dedikodularini anlatirlardi. Köyün eski ve yeni bütün laflari konusulurdu. Kim kime asikmis, kim kime sevdali, hepsi gözden gecirilirdi. Gündüzlerse baska alem. Okula giderdik bir elimizde okul cantasi digerinde odun sopasi. Devlet ah o devlet. Ödenek yokmus da mus mus da mus mus. Nerelere ödenek bulan devlet bize ödenek bulamazmis. Yillar sonra ögrendim bu ödenek lafini. Karlar diz boyu. Tatil olmazdi onca kara ragmen bu köyün ilkokulu. Siniflarsa buz. Sobasi okulun bazen zamaninda yakilirdi bazen gec. Iyi hatirlarim. Bizim sinifinkini nöbetci ögrenci yakardi. Amma nöbetci ögrenci dördüncü ya da besinci siniftakilerden birisi olurdu. Bazen de unuturdu nöbetci ögrenci zamaninda yakmayi. Sinifin ortasinda dururdu soba. En bastaki ögrenciler iyi isinirdi en arkadakiler pek hissetmezdi sicakligi. Iyi niyetli ögretmen ise, ders icinde yerini degistirirdi ögrencilerin. Herkes bir sekilde isinsin diye. Sinif deyince. Birlestirilmis sinif. Diger subede dört ve besinci siniflar egitim görüyor. Bizim subede ise birinci, ikinci ve ücüncü siniflar. Hayat Bilgisi kitabi üzerinde ‘Birletirilmis Siniflar Icin’ ibaresi. Ögretmen bazen bizimle, bazen diger siniflarla ilgilenir… Seksenlerin ortasi. Bizim siyasilerin yasaklarinin devam ettigi dönem. Öyle ki, bilmece yarismasinda, arkadas derste ilginc bir bilmece sordu. Cevabi ise bana bir önceki aksam söylemisti. Bendeniz de firladim ayaga ve cevabi yapistirdim : ‘Süleyman Demirel’.. Bizim ögretmen kipkirmizi. Bet beniz gitmis durumda. Eyvah eyvah. Sert bir bakis bana, ve ‘Otur yerine’. ‘Sevgili cocuklar, eski basbakanlardan birisi bu isim. Simdi yasakli. Tamam konuyu kapatin.’ Türkiye’nin tam anlamiyla demokrasi tarihinde en karanlik günleri bu köyde yasamisim megerse yillar önce. Simdilerde yeni yeni anliyorum. Düsünün , eski basbakanin isminin bilmece ile anilmasinin bile (yassak) oldugu dönem.
Bazen geceleri annemle köy cesmelerinden birisine giderdik su doldurmaya. Ay isiginda ne tatli olurdu yürümesi. Dag suyu tasirdik eve. Bizim tercihimiz mezarligin yakinindaki cesme idi.
Bu mezarlik baharda bizim oyun icin tercihimizdi. Saklambac oynardik. Ölüler bize birsey yapamaz ki halet-i ruhiyesi icinde. Cocuk uyanikligi, yürekliligi. Mezarlikta saklambac. Mezarlarin arasinda kaybolurduk. Kim kimi nasil bulur. Birisi basini cikarsa sobelersin. Birisi kipirdasa görürsün. Nasilsa ölüler ayaga kalkacak degildi ya. Hatta kimi zaman yakindaki köylerden bu köyün ortaokuluna gelen ögrenciler yemek icin mezarliklarin orayi tercih ederdi. Yemek artiklarini birakirlardi mezarligin bir kösesine. Bazi arkadaslar, ölüler de acikir derdi. Ne komik. Kimi zaman da kiraz yerdik mezarligin az ötesindeki kirazlikta. Agaclarin arasinda kaybola kaybola. Ne günlerdi……
….Yillar sonra, bu köyden geciyoruz. Simav’dan Istanbul’a ek seferle yola cikmisiz. Kütahyalilar otobüs firmasinin ek seferi. Dagardi üzerinden gidiyoruz. Yolu düzelmis eskiye nazaran Dagardi’nin. Biran köy kahvesinin önüne geldigimi anliyorum. Yillar bir saniye gibi gecmis sanki. Kahvehanenin isigi yanik. Üc bes kisi ya var ya yok. Otobüs yavastan devam ediyor. Mezarligin kapisinin önünden geciyoruz. Bendenizde bir sarsilma. Bir hüzün. Mezarlik.. Hani saklambac oyandigimiz mezarlik. Nice tanidigimi simdi bagrinda tasiyan mezarlik…
Mutlu haftalar, iyi okumalar…
13 Mart 2008
Serdar Samil Okyay
Toplam Okunma: 978 | Bugünkü Okunma: 2 | En Son Okunma: 28.08.2008 - 16:38

1. Ahmet Şamil | Nisan 30th, 2008 at 21.55
syn serdar şamil beni eskilere götürdün dağardında beraber geçirdiğimiz o güzel günlere. çocukken çeşme başında civcivleri boğduğumuzu hatırladım. bu tür hatıratları çoğaltırsan keyifle okumaya devam ederiz. slmlr