İkisi birbirlerinin karagözlüsüydü…

 

Genç kadın yaşamış olduğu birlikteliğin en güzel anlatıldığı dizeler olarak görüyordu hayat şiirinin. Sevdiği için gözüne uykuların girmediği, gündüzlerin onsuz gece olduğunu düşündüğü nice kabuslar yaşamıştı rüyalarında. Son zamanlarda diline dolanan Karagözlüm şarkısını, şiir tınısında sessizce söylüyor ve karagözlüsüne olan bağlılığı günden güne perçin perçin perçinleniyordu. Yaşamış olduğu kara günün ardından yatağa bağlı olarak geçirmiş olduğu günlerin toplamı tam bir yılı bulmuşken, kararan dünyası onunu ışığı ile aydınlanıyor, kara gözlerinden dökülen yaşların acısına mutluluk tadı ekleniyordu.

Genç kadın için o günün sabahı bayram havasında, baharın çiçek kokularını içine içine çektiren, yaşama sevinci aşılayan bir gün olarak başlamıştı. Ama asıl bahar, karagözlüsünün bugün ziyaretine gelecek olmasıydı. Karagözlüsü, baharı beraberinde getiriyordu. En kara kışın yaşandığı, kara bulutların gökyüzünde kol gezdiği zamanlarda bile genç kadının yüreğinde bahar esintileri oluşturuyordu. Yeterki karagözlüsünü görebilse… Yeterdi onun için…

Genç adam hiç bu kadar kendini bitkin ve yorgun hissememişti son zamanlarda. Kendi kendine “Allahım ne kadar zormuş beynin gel-gitler yaşaması” diye düşündü. Şimdiye dek hiç olmadığı kadar kararsız bir durumdaydı. Ne öteye gidebiliyor ne geriye gelebiliyordu. Beyni bedeninin duruşuna inat, suyun ay ile oynadığı med-cezir oyununun misali, düşüncelerinde, bir oraya bir buraya gelip gitmelerdeydi.. Yaşamış olduğu birlikteliği bitirmek bile düşüncede zorken nasıl dillendirecekti.

Nihayetinde beklenen olmuş ve karagözlüsü genç kadını ziyarete gelmişti. Genç kadın karagözlüsünün gözlerinin içine bakıp kilitlenmek arzusundaydı. Fakat herzamanki aynı bakışları sevdiğinde bulamamıştı. Genç adam beyninde yaşamış oldu oldu gel-gitlerin esiri olmuş, gözlerini kaçırma telaşında, kelimeleri ardı arkasına dizme hengamesindeydi. Bakışlarında ki derin boşluk hemen farkedilebilir bir boşluktu. Genç kadın durumun farkına varmış, bir anda gözlerinden süzlen yaşlarla, susan diline inat yaşlarıyla konuşmaya başlamıştı.

Genç adamın hayatında bu kadar pişmanlık duyduğu anlar çok olmamıştı. Çok olmamasıydı zaten yüreğini bu denli içten içe sıkıştıran. Son demlerini yaşadığı birlikteliğine belkide hiç yapmaması gereken ihaneti yapmıştı. Karagözlüsü, son demlerinde tüm alınganlığına rağmen hiç bu kadar içerlememişti kendisine ve hiç bir zaman affedilmeme hissini uyandıran kara bakışlarını fırlatmamıştı bu denli kalbinin derinliklerine…

Genç adam gözyaşlarına ve bu denli sert bakışlara daha fazla dayanamamış odayı terk etmişti… Nasıl gözleri başka bir göze değer ve nasıl kalbinde başka birine yer ayırırdı…Genç adamın hayatı boyunca unutamayacağı bakışlar koridorda şuursuzca yürüken gözlerinin önündeydi. .. Bu şuursuzca yürümeye inat yan odadaki radyodan “an” ı resmeden bir şarkı duyuldu usulca…

 

Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce Güzel yüzün yanakların ıslanır 

Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce Hüzün keder yüreğime yaslanır 

Sen ağlama bir damla gözyaşın yeter 

Sen üzülme gülüm 

Gece gökyüzünden bir damla yaş düşünce Bahar gelir tüm çiçekler ıslanır 

Kara gözlerinden bir damla yaş düşünce Hüzün keder yüreğime yaslanır 

Sen ağlama bir damla gözyaşın yeter 

Sen üzülme gülüm gamzende güllerin biter Yollarıma taş koysalar döneceğim 

Gözlerinden yaşlarını sileceğim