<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>
<!-- generator="wordpress/2.0.1" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<link>http://www.yldz.net</link>
	<description>Muck3d by w0lfkid =)</description>
	<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:55:35 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Hatirat-i Hacdan-VI (Seytan Taslama vs.)</title>
		<link>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-vi-seytan-taslama-vs</link>
		<comments>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-vi-seytan-taslama-vs#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:55:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Serdar Şamil OKYAY</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-vi-seytan-taslama-vs</guid>
		<description><![CDATA[Sabahin ilk isiklari.  Müzdelife-Mina cadirlarindayiz.  Yolculuk var.  Seytan taslamaya dogru.  Önce kisa bir ‘training’.  Nereden, nasil yaklasacagiz konusunda&#8230;
    Ve yola koyuluyoruz.  Yürüdükce kalabalik artiyor.  Tünellerden geciyoruz.  Yaklastikca ordu nizamati hakim.  Heryer beyaz.  Gözler yasli kimilerinde.  Arkaya dönüp bakmak yok.  Dünya arkada.  Mahser böyle olacak sanki.  Bizim hac grubu taslarini atip 50-60 adim ötede toplandi.  Yürümeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabahin ilk isiklari.  Müzdelife-Mina cadirlarindayiz.  Yolculuk var.  Seytan taslamaya dogru.  Önce kisa bir ‘training’.  Nereden, nasil yaklasacagiz konusunda&#8230;</p>
<p><a id="more-178"></a>    Ve yola koyuluyoruz.  Yürüdükce kalabalik artiyor.  Tünellerden geciyoruz.  Yaklastikca ordu nizamati hakim.  Heryer beyaz.  Gözler yasli kimilerinde.  Arkaya dönüp bakmak yok.  Dünya arkada.  Mahser böyle olacak sanki.  Bizim hac grubu taslarini atip 50-60 adim ötede toplandi.  Yürümeye devam.  Istikamet Mekke.  Yine tünellerden geciyoruz.  Ardindan, Mekke’ye variyoruz.  Kurban bayraminin ilk günü.  Haberler geliyor.  Kurbanlarimiz kesilmis.<br />
Neydi?  Tas, bas, sac.  Yani seytan taslama, kurban kesimi ve sac trasi.  Bendeniz bir tutam kestirdim sacimdan.  Üzerimdeki ihrami akabinde cikarttim.  Yalniz dikkat, sacinizi bir baskasinin kesmesi gerekiyor.  Ve tavaf icin Kabe’deyiz.<br />
Mutlu Haftalar, iyi okumalar.<br />
Berlin-Dresden<br />
17 Mayis 2008.<br />
14:34<br />
Serdar Samil Okyay
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-vi-seytan-taslama-vs/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Hatirat-i Hacdan-V (Arafat-Müzdelife-Mina)</title>
		<link>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina-2</link>
		<comments>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina-2#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 10:44:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Serdar Şamil OKYAY</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina-2</guid>
		<description><![CDATA[Mekke günlerimi anlattim kisaca bir önceki yazimda.  Hac hatiralarinin hos tarafi yillar sonra da anlatilabilirliligi.  Bir Müslümanin en özel günleri, en mutlu günleri gibidir zira hac hatiralari.  Hacla ilgili hatirlarimi yazmak yavas gidiyor.  Ama olsun.  Yavas ya da hizli.  Hatirat-i hac hatirat-i hacdir.  Yani bir ömür boyu anlatilir insaallah.

Bizi Hacca götüren firmanin hocasinin mülayimligi tuttu.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mekke günlerimi anlattim kisaca bir önceki yazimda.  Hac hatiralarinin hos tarafi yillar sonra da anlatilabilirliligi.  Bir Müslümanin en özel günleri, en mutlu günleri gibidir zira hac hatiralari.  Hacla ilgili hatirlarimi yazmak yavas gidiyor.  Ama olsun.  Yavas ya da hizli.  Hatirat-i hac hatirat-i hacdir.  Yani bir ömür boyu anlatilir insaallah.<br />
<a id="more-177"></a><br />
Bizi Hacca götüren firmanin hocasinin mülayimligi tuttu.  Arafat’tan önce Mina’da bes vakit namaz kilmak sünnettir gerekcesi ile.  Ancak maalesef hemen hemen herkesin 15-20 dakikada buldugu Mina cadirlarindaki yerimizi biz gecenin ortasinda ve sogugunda bulabildik.  Sünneti yerine getirelim derken; farzlar sikintida kaldi.  Mina cadirlarinin arasindaki sokaklardan birisinin ortasinda saatlerce bekleyis.  Üzerimizde ihram.  Cöl aksamlarinin serin rüzgarlari isin cabasi.  Öyle ki bizim basimizdaki hocaya da ulasamiyoruz.  Insanlarda sabir tasti tasacak.  Ihramli olmanin verdigi ‘duygu’ öfkeyi ancak bastirdi&#8230;</p>
<p>Saatler sonra gelen hoca, megerse bir gün önce ayarlanan cadirlari tabiri caizse kaptirmis.  Hal böyle olunca fatura biz gariban haci adaylarina cikti.  Mina’da, Müzdelife sinirinda bir yer bulmuslar daha sonra.  Hoca, bir taraftan bizi teskin etmeye calisirken, bir taraftan özür diliyordu.  Teskin olanlar oldu.  Olmayanlarsa, &#8230;</p>
<p>Sabahin ilk isiklari.  “Elhaccü arafatün” (Hadis-i Serif) (Hac, Arafattir) emri uyarinca yollardayiz.  “Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk!” diyerek.  Arafat’ta bir toz bulutu.  Adeta bölgeyi fanusun icine almislar.  Karsi tarafta “Cebel-i Rahme”.  Kimileri tirmanmislar Rahmet dagina.  Arafat vakfesi.  Dualar.  Gözyaslari.  Istekler.  Arzular.  Ögle ve ikindi namazlari birlestiriliyor.  Uzaklardan sesler geliyor.  Eller havada.  Dualar ve yine dualar.  Nurla karisik toz bulutu adeta&#8230;</p>
<p>Günesin batisiyla birlikte, yeniden yola koyuluyoruz.  Istikamet Müzdelife.  Burada cadir falan yok.  Herkes acikta.  Önce namazlar.  Aksam  ve yatsi birlestiriliyor bu kez.  Sonra seytan taslama icin taslar toplaniyor.  Bu kez acikta beklemeye basliyoruz.  Ancak Müzdelife soguk.  Heryer insan dolu.  Beyaz ihramlarla kapli bir vadi.  Insanlar, insanlar.  Dile kolay 3 milyonun üstünde insan.  Kimisi battaniyeye sariliyor.  Gözlerimi kapatiyorum.  Bu bir rüya olmali.  Acziyet, fakriyet.  Herkes ayni halde.  Zengin, fakir, amir, memur.  Cöl vadisinde. Elinden gelen tek sey beklemek.  Ama hayir.  Bu bir rüya degil&#8230;</p>
<p>Bizim kafile soguk gecenin sabahini beklemedi.  Mühim olan sünnetleri yerine getirmektir, denilerek.  Yavas yavas Müzdelife-Mina sinirindaki cadirlara dogru yola koyulduk.  Saati hatirlamiyorum bile&#8230; Gecenin bir yarisi.  Sabah yolculuk var.  Seytan daha dogrusu ‘nefisini’ taslamaya dogru&#8230;</p>
<p>Mutlu haftalar, iyi okumalar.<br />
Serdar Samil Okyay<br />
Dresden-Berlin yol üzeri<br />
7 Nisan 2008.
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina-2/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Sonra ben şiir yazıyorum de !!!</title>
		<link>http://www.yldz.net/sonra-ben-siir-yaziyorum-de</link>
		<comments>http://www.yldz.net/sonra-ben-siir-yaziyorum-de#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 15:55:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Günlük</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/sonra-ben-siir-yaziyorum-de</guid>
		<description><![CDATA[İki cümlede koskoca kitap nasıl yazılır.
Aşağıda Üstad&#8217;tan bir örnek.
Saygıyla önünde eğiliyorum&#8230;

  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İki cümlede koskoca kitap nasıl yazılır.</p>
<p>Aşağıda Üstad&#8217;tan bir örnek.</p>
<p>Saygıyla önünde eğiliyorum&#8230;</p>
<p><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8" /><meta name="ProgId" content="Word.Document" /><meta name="Generator" content="Microsoft Word 11" /><meta name="Originator" content="Microsoft Word 11" /></p>
<link rel="File-List" /><!--[if gte mso 9]><xml>  <w:WordDocument>   <w:View>Normal</w:View>   <w:Zoom>0</w:Zoom>   <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone>   <w:PunctuationKerning/>   <w:ValidateAgainstSchemas/>   <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid>   <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent>   <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText>   <w:Compatibility>    <w:BreakWrappedTables/>    <w:SnapToGridInCell/>    <w:WrapTextWithPunct/>    <w:UseAsianBreakRules/>    <w:DontGrowAutofit/>   </w:Compatibility>   <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel>  </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml>  <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156">  </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><style> <!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Comic Sans MS"; 	panose-1:3 15 7 2 3 3 2 2 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:script; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:647 0 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} span.EmailStyle15 	{mso-style-type:personal; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-ansi-font-size:10.0pt; 	mso-bidi-font-size:10.0pt; 	font-family:"Comic Sans MS"; 	mso-ascii-font-family:"Comic Sans MS"; 	mso-hansi-font-family:"Comic Sans MS"; 	color:windowtext; 	font-weight:normal; 	font-style:normal; 	text-decoration:none; 	text-underline:none; 	text-decoration:none; 	text-line-through:none;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --> </style><!--[if gte mso 10]> <style>  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:&#8221;Table Normal&#8221;; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:&#8221;"; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:&#8221;Times New Roman&#8221;; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} </style> <![endif]--><br />
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong>Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür</strong></p>
<p class="MsoNormal">
<p class="MsoNormal"><strong>Sana göl gibi gelen, O çöl diyorsa çöldür.</strong></p>
<p class="MsoNormal">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/sonra-ben-siir-yaziyorum-de/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Ümidin şiiri</title>
		<link>http://www.yldz.net/umidin-siiri</link>
		<comments>http://www.yldz.net/umidin-siiri#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2008 03:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Birisi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/umidin-siiri</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
Ne gam ne tasa
İki çekirdek çıtırtısı
Bir çimen yeşili
Azıcık gökyüzü mavisi
Buraya saklanmış mutluluğun resmi
Hadi siz de gelin bırakın kumpası
Çekilsin karamsarlık perdeleri
Gözlerinizin penceresinden
Bir çift kumru konar belki
Süzülüp gelen yarin gözlerinden
Kahkahalarımızdan hasetler dökülürken
Hasat zamandır, kafdağı şairlerinin
Toplarlar cümleleri en olmuş yerinden
Aramıza katılır ilham perisi
Kol kola göremezsiniz bir daha
Aydınlık ile ateşböceğini
Gözyaşı seslenir gökkuşağına
Sizin oralarda bugün nemli mi
Çaydanlığı da alalım bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Ne gam ne tasa<br />
İki çekirdek çıtırtısı<br />
Bir çimen yeşili<br />
Azıcık gökyüzü mavisi<br />
Buraya saklanmış mutluluğun resmi<br />
Hadi siz de gelin bırakın kumpası<br />
Çekilsin karamsarlık perdeleri<br />
Gözlerinizin penceresinden<a id="more-175"></a><br />
Bir çift kumru konar belki<br />
Süzülüp gelen yarin gözlerinden<br />
Kahkahalarımızdan hasetler dökülürken<br />
Hasat zamandır, kafdağı şairlerinin<br />
Toplarlar cümleleri en olmuş yerinden<br />
Aramıza katılır ilham perisi<br />
Kol kola göremezsiniz bir daha<br />
Aydınlık ile ateşböceğini<br />
Gözyaşı seslenir gökkuşağına<br />
Sizin oralarda bugün nemli mi<br />
Çaydanlığı da alalım bu tarafa<br />
Hayallerimizi iyice demlendi<br />
Var mı bize yan bakan bu kum saati<br />
Akrep ile yelkovan denize gitti<br />
Çağıracak var elbet akşam ezanı<br />
üç elma düşene kadar düş padişahı<br />
Ebeledi köşe bucak tüm su-i zannı<br />
Hüsn-ü zannım çok yaşa
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/umidin-siiri/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Köprüler Kurdum</title>
		<link>http://www.yldz.net/kopruler-kurdum</link>
		<comments>http://www.yldz.net/kopruler-kurdum#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 May 2008 16:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Birisi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/kopruler-kurdum</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
Bilmediğim ve aşina olduğum diyarlara
 
Arnavut kaldırımlı yollarda
 
Saklanmış hikayeler dinledim
 
Geçti.. ama geçip gitmeden bilmek yeğdi
 
Mazisine ama kalmış bir gencin karanlığına
 
Dünya küçüldü gözümde
 
Dört bucak benim oldu
 
Bütün ruhlar birbirini tanıyordu
 
Gözlerin ışıltısı aydınlatıyordu
 
Körebe duyguların gölgesini
 
El yordamı ile bulabiliyordum artık
 
İnsanlığın samimiyet denilen ilkesini
 
Bu cümleler ağır
 
Taşınmaz defterde kalemde yürekte
 
Çare köprüler kurabilmekte.
 
Yüksünmeden ..
 
Yüklenebilmekte bütün özneleri
 
Ve devrik söylemlere nokta koyabilmekte.
 
Boşa kürek sallıyoruz.
 
Yürütmeye çalıştığımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p>Bilmediğim ve aşina olduğum diyarlara<br />
 <br />
Arnavut kaldırımlı yollarda<br />
 <br />
Saklanmış hikayeler dinledim<br />
 <br />
Geçti.. ama geçip gitmeden bilmek yeğdi<br />
 <br />
Mazisine ama kalmış bir gencin karanlığına<br />
 <br />
Dünya küçüldü gözümde<br />
 <br />
Dört bucak benim oldu<br />
 <br />
Bütün ruhlar birbirini tanıyordu<br />
 <br />
Gözlerin ışıltısı aydınlatıyordu<br />
 <br />
Körebe duyguların gölgesini<br />
 <br />
El yordamı ile bulabiliyordum artık<br />
 <br />
İnsanlığın samimiyet denilen ilkesini<br />
 <br />
Bu cümleler ağır<br />
 <br />
Taşınmaz defterde kalemde yürekte<br />
 <br />
Çare köprüler kurabilmekte.<br />
 <br />
Yüksünmeden ..<br />
 <br />
Yüklenebilmekte bütün özneleri<br />
 <br />
Ve devrik söylemlere nokta koyabilmekte.<br />
 <br />
Boşa kürek sallıyoruz.<br />
 <br />
Yürütmeye çalıştığımız bu kara duman<br />
 <br />
İs ile karartacak yegane ruhu<br />
 <br />
Aynalarda göreceğiz ..</p>
<p>Taş taş üstüne koyamayacak<br />
 <br />
Marifetsiz kariyerli bir güruhu<br />
 <br />
Köprüler kuramayacak<br />
 <br />
Hikayeler duyamayacak<br />
 <br />
Yalancı aynalarda büyütecek enaniyeti<br />
 <br />
Bilmeden kendi gözünde küçülebileceğini<br />
 <br />
Yinede umudum var<br />
 <br />
Çoğalıp kıyıları kavuşturacaklar<br />
 <br />
Nehrin kenarındaki çakıllar<br />
 <br />
Öyle minik ama öyle çoklar<br />
 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/kopruler-kurdum/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Kapadokya</title>
		<link>http://www.yldz.net/kapadokya</link>
		<comments>http://www.yldz.net/kapadokya#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Apr 2008 14:23:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Mariana Tasso</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/kapadokya</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
First of all, I would like to thank the editor for his invitation to join this circle and to all of you who might follow these stories from now on.
I had the chance to visit Turkey in October 2006. It was my first time in the country and also my first time –after lot of [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>First of all, I would like to thank the editor for his invitation to join this circle and to all of you who might follow these stories from now on.</p>
<p>I had the chance to visit Turkey in October 2006. It was my first time in the country and also my first time –after lot of travelling around Europe- to feel so deeply as if I was at home. Coming from Argentina and having European ancestors, I would have never imagine to find myself so happily close to the Turkish flair. <a id="more-173"></a></p>
<p>After having spent some days in Istanbul, I decided to go down to Kapadokya and have a look around this wonderful piece of natural art. I arrived there quite late in the evening. There was almost no light on the streets but darkness demonstrated not to be a problem to find the place I was looking for: it was enough to show the piece of paper I was handling –and where the address was written- to the first person I have crossed to get this unknown person leading my way up there. No doubts this unknown person was a very kind one !!!</p>
<p>The following 3 days I visited Avanos, Göreme, the Devrent and Red valleys, Ürgüp, Nevsehir, and other small villages in the region.</p>
<p>The open air museum of Göreme, with its churches carved in the rocks, its paintings, its antique and religious origin is still an unforgettable place for me. The Red and Devrent valleys, so eroded by time, displaying a palette of warm and bright colours, homing vineyards and small trees in the vicinity of water streams but otherwise being a dry and luminescent place, surprising us with amazing figures modelled by wind and air; those valleys were my favourite spot in Turkey.</p>
<p>Avano’s ceramic and the craftsmanship of those still using that colourful earth to make deliciously decorated vases, dishes, and as many other articles as you can imagine, constituted an insight into the past and present regional artistic activities to me.</p>
<p>People carving their houses in mountains and eroded hills of volcanic origin, clean blue skies, children freely playing on the non-paved streets, a still rather low tourism, and the welcoming charm of Kapadokya’s deserved all my admiration and motivate me to come back soon.</p>
<p> </p>
<p>Yours,</p>
<p>Mariana<br />
 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/kapadokya/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>A New Author : A New World</title>
		<link>http://www.yldz.net/a-new-author-a-new-world</link>
		<comments>http://www.yldz.net/a-new-author-a-new-world#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 13:06:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Mariana Tasso</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/a-new-author-a-new-world</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 The daugther of Tasso and del Rio, from Buenos Aeros, will be writing for www.yldz.net.It&#8217;s our pleasure to announce her name. She will be especially writing on her journeys.
Let&#8217;s say welcome!
Mariana Tasso


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> <br />
<font size="2"> </font><font size="2">The daugther of Tasso and del Rio, from Buenos Aeros, will be writing for </font><a href="http://www.yldz.net/wp-admin/www.yldz.net"><u><font color="#0000ff" size="2">www.yldz.net</font></u></a><font size="2">.</font><font size="2">It&#8217;s our pleasure to announce her name. She will be especially writing on her journeys.</p>
<p>Let&#8217;s say welcome!</p>
<p>Mariana Tasso</p>
<p></font>
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/a-new-author-a-new-world/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Bir Yazar - Mariana Tasso</title>
		<link>http://www.yldz.net/yeni-bir-yazar-mariana-tasso</link>
		<comments>http://www.yldz.net/yeni-bir-yazar-mariana-tasso#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 13:05:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Günlük</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/yeni-bir-yazar-mariana-tasso</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
Sevgili yldz.net okurları;
Aramıza yeni bir yazar daha eklenerek, kadromuz gün be gün genişlemekte. Ama etki alanımız belki de çok çok çok daha fazla genişlemekte. Sesimizi dünya üzerinde yaşayan daha fazla insana duyurma şansımız artmakta. Bu vesile ile yeni yazarımızı tanıtmaktan oldukça mutluluk duymaktayım. Mariana Tasso. Evet yabancı bir isim.. Yazılar İngilizce olacak. Mümkün mertebe bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Sevgili yldz.net okurları;</p>
<p>Aramıza yeni bir yazar daha eklenerek, kadromuz gün be gün genişlemekte. Ama etki alanımız belki de çok çok çok daha fazla genişlemekte. Sesimizi dünya üzerinde yaşayan daha fazla insana duyurma şansımız artmakta. Bu vesile ile yeni yazarımızı tanıtmaktan oldukça mutluluk duymaktayım. Mariana Tasso. Evet yabancı bir isim.. Yazılar İngilizce olacak. Mümkün mertebe bu yazıları Türkçe olarak çevirmeye çalışacağız. Şimdilik yldz için yapmayı düşündüğümüz açılımın genişletme çalışmalarından ilk adımı ile tanışmış oluyorsunuz.</p>
<p>Hayatınızdan umut eksik olmasın..</p>
<p>Sevgiyle kalın&#8230;<font size="2" />
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/yeni-bir-yazar-mariana-tasso/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Hatirat-i Hacdan - V (Arafat-Müzdelife-Mina)</title>
		<link>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina</link>
		<comments>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 12:41:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Günlük</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 Mekke günlerimi anlattim kisaca bir önceki yazimda.  Hac hatiralarinin hos tarafi yillar sonra da anlatilabilirliligi.  Bir Müslümanin en özel günleri, en mutlu günleri gibidir zira hac hatiralari.  Hacla ilgili hatirlarimi yazmak yavas gidiyor.  Ama olsun.  Yavas ya da hizli.  Hatirat-i hac hatirat-i hacdir.  Yani bir ömür boyu anlatilir insaallah.
 
 Bizi Hacca götüren firmanin hocasinin mülayimligi tuttu.  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> Mekke günlerimi anlattim kisaca bir önceki yazimda.  Hac hatiralarinin hos tarafi yillar sonra da anlatilabilirliligi.  Bir Müslümanin en özel günleri, en mutlu günleri gibidir zira hac hatiralari.  Hacla ilgili hatirlarimi yazmak yavas gidiyor.  Ama olsun.  Yavas ya da hizli.  Hatirat-i hac hatirat-i hacdir.  Yani bir ömür boyu anlatilir insaallah.<a id="more-170"></a><br />
 <br />
 Bizi Hacca götüren firmanin hocasinin mülayimligi tuttu.  Arafat’tan önce Mina’da bes vakit namaz kilmak sünnettir gerekcesi ile.  Ancak maalesef hemen hemen herkesin 15-20 dakikada buldugu Mina cadirlarindaki yerimizi biz gecenin ortasinda ve sogugunda bulabildik.  Sünneti yerine getirelim derken; farzlar sikintida kaldi.  Mina cadirlarinin arasindaki sokaklardan birisinin ortasinda saatlerce bekleyis.  Üzerimizde ihram.  Cöl aksamlarinin serin rüzgarlari isin cabasi.  Öyle ki bizim basimizdaki hocaya da ulasamiyoruz.  Insanlarda sabir tasti tasacak.  Ihramli olmanin verdigi ‘duygu’ öfkeyi ancak bastirdi&#8230;</p>
<p> Saatler sonra gelen hoca, megerse bir gün önce ayarlanan cadirlari tabiri caizse kaptirmis.  Hal böyle olunca fatura biz gariban haci adaylarina cikti.  Mina’da, Müzdelife sinirinda bir yer bulmuslar daha sonra.  Hoca, bir taraftan bizi teskin etmeye calisirken, bir taraftan özür diliyordu.  Teskin olanlar oldu.  Olmayanlarsa, &#8230;</p>
<p> Sabahin ilk isiklari.  “Elhaccü arafatün” (Hadis-i Serif) (Hac, Arafattir) emri uyarinca yollardayiz.  “Lebbeyk! Allahümme Lebbeyk!” diyerek.  Arafat’ta bir toz bulutu.  Adeta bölgeyi fanusun icine almislar.  Karsi tarafta “Cebel-i Rahme”.  Kimileri tirmanmislar Rahmet dagina.  Arafat vakfesi.  Dualar.  Gözyaslari.  Istekler.  Arzular.  Ögle ve ikindi namazlari birlestiriliyor.  Uzaklardan sesler geliyor.  Eller havada.  Dualar ve yine dualar.  Nurla karisik toz bulutu adeta&#8230;</p>
<p> Günesin batisiyla birlikte, yeniden yola koyuluyoruz.  Istikamet Müzdelife.  Burada cadir falan yok.  Herkes acikta.  Önce namazlar.  Aksam  ve yatsi birlestiriliyor bu kez.  Sonra seytan taslama icin taslar toplaniyor.  Bu kez acikta beklemeye basliyoruz.  Ancak Müzdelife soguk.  Heryer insan dolu.  Beyaz ihramlarla kapli bir vadi.  Insanlar, insanlar.  Dile kolay 3 milyonun üstünde insan.  Kimisi battaniyeye sariliyor.  Gözlerimi kapatiyorum.  Bu bir rüya olmali.  Acziyet, fakriyet.  Herkes ayni halde.  Zengin, fakir, amir, memur.  Cöl vadisinde. Elinden gelen tek sey beklemek.  Ama hayir.  Bu bir rüya degil&#8230;</p>
<p> Bizim kafile soguk gecenin sabahini beklemedi.  Mühim olan sünnetleri yerine getirmektir, denilerek.  Yavas yavas Müzdelife-Mina sinirindaki cadirlara dogru yola koyulduk.  Saati hatirlamiyorum bile&#8230; Gecenin bir yarisi.  Sabah yolculuk var.  Seytan daha dogrusu ‘nefisini’ taslamaya dogru&#8230;</p>
<p> Mutlu haftalar, iyi okumalar.<br />
 Serdar Samil Okyay<br />
 Dresden-Berlin yol üzeri<br />
 7 Nisan 2008.<br />
 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/hatirat-i-hacdan-v-arafat-muzdelife-mina/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>AŞK</title>
		<link>http://www.yldz.net/ask</link>
		<comments>http://www.yldz.net/ask#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Apr 2008 17:59:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>h.b.</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/ask</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
…elle tutulur hiçbir yanın yok
 ama ben;
“sağa dön yatamam, sola dön yatamam
aklımdan  seni silip atamam,,
…elle tutulur hiçbir yanı yok
ama ben  gözlerimi kapayınca
soluğumu kesmeye hazır bekliyorsun, yanıbaşımda.
Hani sanki başımı dayasam,
her an değebilecekmiş gibi omuzlarına.
Oysa elle tutulur hiçbir yanımız yok.
Ama ben
sığamıyorum işte ele avuca.
Aydınlığına akmadan duramıyorum.
Dokunmadan gözlerine bakamıyorum ki sana.
Geçmeden duramıyorum,
şeffaf teninden yüreğinin damarlarına.
Belki haklısın;
elle tutulur hiçbir yanımız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> <br />
…elle tutulur hiçbir yanın yok<br />
 ama ben;<br />
“sağa dön yatamam, sola dön yatamam<br />
aklımdan  seni silip atamam,,</p>
<p>…elle tutulur hiçbir yanı yok<br />
ama ben  gözlerimi kapayınca<br />
soluğumu kesmeye hazır bekliyorsun, yanıbaşımda.<br />
Hani sanki başımı dayasam,<br />
her an değebilecekmiş gibi omuzlarına.<a id="more-169"></a></p>
<p>Oysa elle tutulur hiçbir yanımız yok.<br />
Ama ben<br />
sığamıyorum işte ele avuca.<br />
Aydınlığına akmadan duramıyorum.<br />
Dokunmadan gözlerine bakamıyorum ki sana.<br />
Geçmeden duramıyorum,<br />
şeffaf teninden yüreğinin damarlarına.</p>
<p>Belki haklısın;<br />
elle tutulur hiçbir yanımız yok.<br />
Ama ben;<br />
“hayır” da diyemiyorum ki sana.</p>
<p> 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/ask/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Düstüm Gurbet Ellere, Allah Sonumu Hayir Eyleye! (Belcika-Hollanda Gezi Notlari)</title>
		<link>http://www.yldz.net/dustum-gurbet-ellere-allah-sonumu-hayir-eyleye-belcika-hollanda-gezi-notlari</link>
		<comments>http://www.yldz.net/dustum-gurbet-ellere-allah-sonumu-hayir-eyleye-belcika-hollanda-gezi-notlari#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2008 21:49:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Serdar Şamil OKYAY</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/dustum-gurbet-ellere-allah-sonumu-hayir-eyleye-belcika-hollanda-gezi-notlari</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
 2007 yazinda leylekleri yerde gördüm.  Dresden hayvanat bahcesinde.  Yerdeydiler gercekten.  Amma galiba yerde görmek de seyahat alameti olsa gerek.  Zira 2007 sonu 2008 basi hep seyahat, hep seyahat.  Is görüsmesi icin gittigim Belcika, hazir Belcika demisken akraba ziyareti icin ugradigim Hollanda.  Siz www.yldz.net okuyuculari icin klavyenin tuslarina basiyorum insaallah.  Her zaman oldugu gibi.
 
 Yolculugum oldukca macerali [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> 2007 yazinda leylekleri yerde gördüm.  Dresden hayvanat bahcesinde.  Yerdeydiler gercekten.  Amma galiba yerde görmek de seyahat alameti olsa gerek.  Zira 2007 sonu 2008 basi hep seyahat, hep seyahat.  Is görüsmesi icin gittigim Belcika, hazir Belcika demisken akraba ziyareti icin ugradigim Hollanda.  Siz <a href="http://www.yldz.net/">www.yldz.net</a> okuyuculari icin klavyenin tuslarina basiyorum insaallah.  Her zaman oldugu gibi.<a id="more-168"></a><br />
 <br />
 Yolculugum oldukca macerali basladi.  Prag (Cek Cumhuriyeti) ‘dan gelen tren rötar yapmis.  Biz Dresden’den, trene o nedenle gec binince, Berlin’deki tren bizi kacirmis oldu.  Ilginc degil mi?  Biz treni kacirmadik.  Tren bizi kacirdi.  Deutsche Bahn (DB), müsterisine saygidan, hatalarini kabul edip, bizi bir gece güzel bir otelde misafir etti.  Hani, aboneligimi bir hafta ugrasip zar zor iptal ettirebildigim, abone servisindeki görevlinin ‘Abone islerine biz degil, müdürümüz bakiyor’ diye söyledigi müsteri saygisi minimum seviyesindeki bazi muhafazakar gazetelerin hallerini düsünüyorum da.  Profesyonellik baska sey canim, diyesi geliyor insanin icinden&#8230;</p>
<p> Sabahleyin tekrar Berlin’den yollara koyulduk.  Derken ögleden sonra Thalys treniyle Brüksel’e varmak nasip oldu.  Dag ve tepe kavramlarinin bulunmadigi dümdüz bir ülke Belcika.  Trende göcmen nüfusu direk olarak göze carpiyor.  Zira vagonun cogunlugunu Afrika’li siyahlar dolduruyordu.  Brüksel tren gari da pek farkli degildi isin asli .  Cünkü ne yana baksam, Afrika ya da ortadogudan geldigi kanaati olusturan serseri tipli genclerle doluydu gar.  Diger taraftan, Afyon otogarinda sucuk vb ürünler satildigi misal Brüksel tren garinda da yenice Ülker tarafindan satin alinilan, dünyaca ünlü Godiva’nin magazalari vardi.  Belcika’nin en ünlü ürünlerinin basinda geliyor cikolata.  Yalniz, Brüksel’den ayni gün Hollanda’ya gececektim.  Ancak, bir de ne ögreneyim.  Megerse bütün Belcika’da tren yollarinda grev varmis.  Zar zor önce Anvers’e gectim.  Ardindan, Essen (Almanya) üzerinden Rosen Daal (Hollanda’ya).  Komik oldu dogrusu.  Almanya’dan Belcika’ya.  Belcika’dan tekrar Almanya üzerinden Hollanda’ya.  Yalniz Avrupa birliginin iyi taraflarindan birisi de bu.  Tek bir vize ile bütün Avrupa’yi gezebilmek.  Amacim kuru kuruya AB hayranligi degil.  Ama körü körüne AB’ye karsi cikanlar da bence insaf düsturlarini zorlamamali diye düsünüyorum.</p>
<p> Neyse ki en sonunda Roterdam’a varabildim.  Haftasonu bendenizi epey gezdirdi akrabam.  Lahey’e dogru uzandik örnegin Pazar günü.  Deniz-Okyanusa nazir güzel bir balik yedik.  Yaninda ise bendenizin en favori deniz ürünlerinden kalamar da vardi hani.  Yalniz hem Belcika’da hem de Hollanda’da su dikkatimi cekti.  Sokakta kiminle konusursaniz konusun, islerinizi sadece Ingilizce ile halledebiliyorsunuz.  Flemence dünyada pek de gecerli bir dil olmasa bile, sadece Ingilizce bilerek hem Belcika hem de Hollanda’da yasamak mümkün diye düsünüyorum sahsen.  Pazartesi sabah ise yine macerali bir sekilde Roterdam’dan Brüksel’e gectim.  Bir de ne ögreneyim.  Belcika’da bütün tren saatleri o gün ve sabah saatiyle degismemis mi?  Yazimin basliginda da dedigim gibi Allah sonumu hayir eyledi.  Öyle ki Hasselt sehrine vardim.  Is görüsmesi yapacagim yere 10-15 dakika kadar gec vardigim halde, anlayis gösterdiler ve böyle bir gecikmeyi zaten beklediklerini söylediler.  Cok sükür.  Peki Hasselt ve Belcika’nin genel ahvaline gelince&#8230;</p>
<p> Hasselt aslinda 70 bin nüfuslu kücük bir sehir.  Yalniz, görüstügüm profesörün tabiriyle, oldukca ‘multi-kültürel’ bir yer.  Zaten Hollanda-Maastricht’e 5 km imis sehir.  Fransa sinirina 70 , Almanya sinirina da 60 km. Düsünsenize.  Haftasonu kalkmissiniz.  Haydi diyorsunuz kahvaltimi bu haftasonu Hollanda’da yapayim.. Ya da caniniz sıkılıyor söyle bir Fransa’ya uzaniyorsunuz iki günlügüne.  Ne kadar ilginc olur degil mi?  Bu sehrin üniversitesi ise yeni gelismekte olan bir kurum.  1970’lerde kurulan üniversitenin tüm fakültelerinde mastir ve doktora programi mevcut.  Ayrica lisans egitiminde ve bilhassa tipta oldukca kaliteli bir üniversite imis.  Ancak bendenizin, tam da Belcika’da oldugu sirada, ülkede hükümet krizi devam ediyordu.  Flemence ve Fransizca Belcika’nin temel iki anadili.  Flemen ve Fransiz partilerin tek özelligi herseyi milliyetcilikle cözme düsüncesi.  Öyle ki sosyal demokrat ya da sagci partilerin siyasi programlari ya Flemen ya da Fransiz milliyetciligi üzerine dayaniyor.  Yani aslinda sagciligi ya da sosyal demokraisiyi degil tam tersi kendi milletlerinin haklarini savunuyorlar aslinda.  Nalinci keseri gibi kendine yontmak bu partilerin ortak özelligi diger bir tabirle&#8230;Tabii böylece aslinda milliyetciligin ne derece ‘bölücü’ olabiliecegi de gözüküyor Belcika örneginde oldugu gibi.  Krali bile Belcika’nin birlestirmeye ugrassa da bir türlü sonuc cikmamisti 2007 sonuna degin.  Hatta görüstügüm profesörün ifadesiyle uluslararasi anlamda da Belcika oldukca zor durumda kalmisti.  Sanirim ‘milliyetcilik’ kavraminin arti ve eksi yönleri ya da taniminin ne olmasi gerektigi tam anlamiyla daha cok konusulucak.  Tartisilacak..Sonuc hayirli olur insaallah hem Avrupa hem de tüm dünya icin.  Erzurumlu Ibrahim Hakki’nin ifadesiyle bitirmek istedim : ‘Görelim mevla Neyler, Neylerse güzel eyler’&#8230;</p>
<p> Iyi haftalar, mutlu okumalar.<br />
 Serdar Samil Okyay, 28 Mart 2008 Dresden
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/dustum-gurbet-ellere-allah-sonumu-hayir-eyleye-belcika-hollanda-gezi-notlari/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Çığlık</title>
		<link>http://www.yldz.net/yalnizlik-2</link>
		<comments>http://www.yldz.net/yalnizlik-2#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Mar 2008 16:57:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>h.b.</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/yalnizlik-2</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
Hangi sokak başından çıksam
Hep aynı insan kalabalığı
Her gece  üstüme üstüme  gelen.
Ve hangi telefon kulübesine sığınsam geceleri
Hep aynı gürültülü insan sesleri telefondaki.
Bir çığlık atıp kurtulabilirim sanıyorum Beyoğlu’ndan;
Çığlığımı atıyorum
Ama unutmuşum bu sokaktakilerin sahipsizliğini.
Çığlık yüzüme yapışıyor.
Sigaramı yakmak için kime yaklaşıp ateş istesem
Görecek yüzümdeki nesneyi.
Önce tanımsız, sonra silik, sonra ihanet edilmiş.
Ateş yüzüme yaklaşınca çığlık alev alacak
Ve öylece yüzümde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> <br />
Hangi sokak başından çıksam<br />
Hep aynı insan kalabalığı<br />
Her gece  üstüme üstüme  gelen.<br />
Ve hangi telefon kulübesine sığınsam geceleri<br />
Hep aynı gürültülü insan sesleri telefondaki.<br />
Bir çığlık atıp kurtulabilirim sanıyorum Beyoğlu’ndan;<br />
Çığlığımı atıyorum<br />
Ama unutmuşum bu sokaktakilerin sahipsizliğini.<br />
Çığlık yüzüme yapışıyor.<br />
Sigaramı yakmak için kime yaklaşıp ateş istesem<br />
Görecek yüzümdeki nesneyi.<br />
Önce tanımsız, sonra silik, sonra ihanet edilmiş.<br />
Ateş yüzüme yaklaşınca çığlık alev alacak<br />
Ve öylece yüzümde bir ömür boyu kalacak sanıyorum.<br />
Sonrası bir İstanbul dolusu pişmanlık.<br />
Şimdi artık ne tarafa dönsem; hep yağmur yağacak.</p>
<p>29.11.2000
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/yalnizlik-2/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Avaz</title>
		<link>http://www.yldz.net/avaz</link>
		<comments>http://www.yldz.net/avaz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 15:58:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Birisi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/avaz</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
Başıbozuk cümleler düğümlenirken ilmek ilmek
İnadına yaşamak gerek demiş
Bütün hürriyet aşıkları
Hürriyet bilmeyen bir zürriyet varsa
Kimdir bunun emekli suçluları
Şimdi devrimci bir şiir yazmak istiyorum
Devrik cümlelerden gelen
Motiflerinde arabesk ve divan edebiyatı
Aslından hayat yeşil bir bahçe
Ve mavidir bulutları
Bu ikisi arasındaki her şey
Bir renk körünün hatıraları
Şimdi bütün yüklemlerimi değiştireceğim
Yüklendiğim bütün sırlar gömülecek ruhuma
Aradığım ve bulamadığım herşey
Çıkacak gün yüzüne
Dönüp bakmayacağım bile
Kalemin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> <br />
 </p>
<p>Başıbozuk cümleler düğümlenirken ilmek ilmek<br />
İnadına yaşamak gerek demiş<br />
Bütün hürriyet aşıkları<br />
Hürriyet bilmeyen bir zürriyet varsa<br />
Kimdir bunun emekli suçluları<br />
Şimdi devrimci bir şiir yazmak istiyorum<br />
Devrik cümlelerden gelen<br />
Motiflerinde arabesk ve divan edebiyatı<br />
Aslından hayat yeşil bir bahçe<br />
Ve mavidir bulutları<br />
Bu ikisi arasındaki her şey<br />
Bir renk körünün hatıraları<br />
Şimdi bütün yüklemlerimi değiştireceğim<br />
Yüklendiğim bütün sırlar gömülecek ruhuma<br />
Aradığım ve bulamadığım herşey<br />
Çıkacak gün yüzüne<br />
Dönüp bakmayacağım bile<br />
Kalemin keskinliğinden çizilecek çentikleri<br />
Öğretilen yalanların sayısınca dua edeceğim<br />
Bir sebebim olacak bir de sevdiğim<br />
Bütün mutluluklarımı doğduğum güne ithaf edeceğim<br />
Bütün ümitlerimi anama<br />
Bir avazda
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/avaz/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Mezarlıkta Saklambaç</title>
		<link>http://www.yldz.net/mezarlikta-saklambac</link>
		<comments>http://www.yldz.net/mezarlikta-saklambac#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 15:54:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Serdar Şamil OKYAY</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/mezarlikta-saklambac</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 Ilkokul birinci ve ikinci sinifi köy ilkokulunda okudum&#8230;Kütahya’nin Simav ilcesinin Dagardi köyü.  Adi gibi daglarin ardinda bir köy.  Kislari zor ve cetin.  Yazlari oldukca serin.  Köyün cevresi ormanlarla kapli.  O günlerden bugünlere eski sözler sakli.  Epey uzun süredir ugramadim bu köye.  Ama internette ilginc bilgilere rastladim bu köyle ilgili (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dagardi ).  Yalniz bendeniz bu yazida [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> <br />
 Ilkokul birinci ve ikinci sinifi köy ilkokulunda okudum&#8230;Kütahya’nin Simav ilcesinin Dagardi köyü.  Adi gibi daglarin ardinda bir köy.  Kislari zor ve cetin.  Yazlari oldukca serin.  Köyün cevresi ormanlarla kapli.  O günlerden bugünlere eski sözler sakli.  Epey uzun süredir ugramadim bu köye.  Ama internette ilginc bilgilere rastladim bu köyle ilgili (<a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dagardi">http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=dagardi</a> ).  Yalniz bendeniz bu yazida hayalen de olsa cocukluguma gitmeyi yegledim.  Siz <a href="http://www.yldz.net/">www.yldz.net</a> okuyuculari icin tabii ki&#8230;</p>
<p><a id="more-165"></a><br />
 <br />
 Soguk, cetin ve zor kis günleri.  Elektrik yeni gelmis bu dagbasi köyüne.  Arada bir kesilir.  Birkac saat nerede.  Birkac haftada eletrik ya gelir ya gelmez.  Gaz lambasinda misafirlikler.  Misir patlatma, caylar.  Cocuklar bir kenarda oynarken, evin erkegi coktan kahvenin yolunu tutmustur.  Ay isiginda yolunu bulurdu bu köyün erkekleri geceleri.  Biz cocuklar oyun basinda iken, kadinlarda köyün bütün dedikodularini anlatirlardi.  Köyün eski ve yeni bütün laflari konusulurdu.  Kim kime asikmis, kim kime sevdali, hepsi gözden gecirilirdi.  Gündüzlerse baska alem.  Okula giderdik bir elimizde okul cantasi digerinde odun sopasi.  Devlet ah o devlet.  Ödenek yokmus da mus mus da mus mus.  Nerelere ödenek bulan devlet bize ödenek bulamazmis.  Yillar sonra ögrendim bu ödenek lafini.  Karlar diz boyu.  Tatil olmazdi onca kara ragmen bu köyün ilkokulu.  Siniflarsa buz.  Sobasi okulun bazen zamaninda yakilirdi bazen gec.  Iyi hatirlarim.  Bizim sinifinkini nöbetci ögrenci yakardi.  Amma nöbetci ögrenci dördüncü ya da besinci siniftakilerden birisi olurdu.  Bazen de unuturdu nöbetci ögrenci zamaninda yakmayi.  Sinifin ortasinda dururdu soba.  En bastaki ögrenciler iyi isinirdi en arkadakiler pek hissetmezdi sicakligi.  Iyi niyetli ögretmen ise, ders icinde yerini degistirirdi ögrencilerin.  Herkes bir sekilde isinsin diye.  Sinif deyince.  Birlestirilmis sinif.  Diger subede dört ve besinci siniflar egitim görüyor.  Bizim subede ise birinci, ikinci ve ücüncü siniflar.  Hayat Bilgisi kitabi üzerinde ‘Birletirilmis Siniflar Icin’ ibaresi.  Ögretmen bazen bizimle, bazen diger siniflarla ilgilenir&#8230; Seksenlerin ortasi.  Bizim siyasilerin yasaklarinin devam ettigi dönem.  Öyle ki, bilmece yarismasinda, arkadas derste ilginc bir bilmece sordu.  Cevabi ise bana bir önceki aksam söylemisti.  Bendeniz de firladim ayaga ve cevabi yapistirdim : ‘Süleyman Demirel’.. Bizim ögretmen kipkirmizi.  Bet beniz gitmis durumda.  Eyvah eyvah.  Sert bir bakis bana, ve ‘Otur yerine’.  ‘Sevgili cocuklar, eski basbakanlardan birisi bu isim.  Simdi yasakli.  Tamam konuyu kapatin.’  Türkiye’nin tam anlamiyla demokrasi tarihinde en karanlik günleri bu köyde yasamisim megerse yillar önce.  Simdilerde yeni yeni anliyorum.  Düsünün , eski basbakanin isminin bilmece ile anilmasinin bile (yassak) oldugu dönem.</p>
<p> Bazen geceleri annemle köy cesmelerinden birisine giderdik su doldurmaya.  Ay isiginda ne tatli olurdu yürümesi.  Dag suyu tasirdik eve.  Bizim tercihimiz mezarligin yakinindaki cesme idi. </p>
<p> Bu mezarlik baharda bizim oyun icin tercihimizdi.  Saklambac oynardik.  Ölüler bize birsey yapamaz ki halet-i ruhiyesi icinde.  Cocuk uyanikligi, yürekliligi.  Mezarlikta saklambac.  Mezarlarin arasinda kaybolurduk.  Kim kimi nasil bulur.  Birisi basini cikarsa sobelersin.  Birisi kipirdasa görürsün.  Nasilsa ölüler ayaga kalkacak degildi ya.  Hatta kimi zaman yakindaki köylerden bu köyün ortaokuluna gelen ögrenciler yemek icin mezarliklarin orayi tercih ederdi.  Yemek artiklarini birakirlardi mezarligin bir kösesine.  Bazi arkadaslar, ölüler de acikir derdi.  Ne komik. Kimi zaman da kiraz yerdik mezarligin az ötesindeki kirazlikta.   Agaclarin arasinda kaybola kaybola.  Ne günlerdi&#8230;&#8230;</p>
<p> &#8230;.Yillar sonra, bu köyden geciyoruz.  Simav’dan Istanbul’a ek seferle yola cikmisiz.  Kütahyalilar otobüs firmasinin ek seferi.  Dagardi üzerinden gidiyoruz.  Yolu düzelmis eskiye nazaran Dagardi’nin.  Biran köy kahvesinin önüne geldigimi anliyorum.  Yillar bir saniye gibi gecmis sanki.  Kahvehanenin isigi yanik.  Üc bes kisi ya var ya yok.  Otobüs yavastan devam ediyor.  Mezarligin kapisinin önünden geciyoruz.  Bendenizde bir sarsilma.  Bir hüzün.  Mezarlik.. Hani saklambac oyandigimiz mezarlik.  Nice tanidigimi simdi bagrinda tasiyan mezarlik&#8230;</p>
<p>Mutlu haftalar, iyi okumalar&#8230;<br />
13 Mart 2008<br />
Serdar Samil Okyay
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/mezarlikta-saklambac/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum günümde annem&#8230;</title>
		<link>http://www.yldz.net/dogum-gunumde-annem</link>
		<comments>http://www.yldz.net/dogum-gunumde-annem#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2008 21:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ferhat</dc:creator>
		
	<category>Günlük</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.yldz.net/dogum-gunumde-annem</guid>
		<description><![CDATA[ 
 
 
Merhaba;
Bilenler bilir.. Bundan 12 gün önce (15 Şubat) doğum günümdü. Hayatımda ilk defa doğduğum güne Türkiye dışında uyandım. Klasik olarak doğum günümü kutlayan yakınlarım uzakta da olsam uzakları yakın etti. Doğum günü sıcaklğını bir şekilde hissettirmeyi başardılar. Herkese buradan teşekkür etmek boynumun borcu.
Ancak asıl anlatmak istediğim derdim bu değil. Borcum var arkadaşlar.. Öyle bir borcum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Merhaba;</p>
<p>Bilenler bilir.. Bundan 12 gün önce (15 Şubat) doğum günümdü. Hayatımda ilk defa doğduğum güne Türkiye dışında uyandım. Klasik olarak doğum günümü kutlayan yakınlarım uzakta da olsam uzakları yakın etti. Doğum günü sıcaklğını bir şekilde hissettirmeyi başardılar. Herkese buradan teşekkür etmek boynumun borcu.</p>
<p>Ancak asıl anlatmak istediğim derdim bu değil. Borcum var arkadaşlar.. Öyle bir borcum var ki.. Hayatta ne yaparsam yapayım ödeyemeyeceğim bir borç.</p>
<p>İş yerinde çalıştığım arkadaşlarımdan biri sımsıcak bir yazı gönderdi.. Benimde hayatımda böyle bir durum var dediğim. Yazıyı okuduktan sonra etraftan çekinmesem hüngür hüngür ağlatacak bir yazı bence. Şimdi bu yazıyı aşağıya yazıyorum.. Sonrasında kendi hayatımda ki benzer vaziyetleri aktaracağım.. Sonrasında tenha bir yer bulmalıyım.. Hüngür hüngür ağlamak istiyorum.. :&#8217;) <a id="more-164"></a></p>
<p>Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.</p>
<p>Telefondaki ses annesine aitti. Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?</p>
<p>Annesi &#8220;nasılsın oğlum, iyi misin?&#8221; diye sordu.</p>
<p>Oğlu şaşkın bir ifadeyle &#8220;iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu. Siz iyi misiniz?&#8221; dedi.</p>
<p>Annesi &#8220;biz iyiyiz bir şeyimiz yok, sadece sesini duymak istedim&#8221; dedi.</p>
<p>Oğlu da &#8220;anne bunun icin mi aradin saat sabahın üç buçuğu, yarin da konuşabilirdik&#8221; diyince</p>
<p>Annesi de &#8220;rahatsiz mi ettim oğlum?&#8221; dedi.</p>
<p>Oğlu &#8220;evet anne rahatsiz ettin&#8221; dedi.</p>
<p>Annesi &#8220;30 sene once sen de beni bu saate rahatsiz etmistin, doğum günün kutlu olsun&#8221; dedi.</p>
<p> <br />
Geleyim kendi hayatımdaki doğumgünü çocuğu bana biricik annesinin yaptığına.. Geçen senelerde yazdığım doğumgünü yazısında, annemin doğum saatim olan 16:45ten önce yapılan tüm doğum günü kutlamalarına kızarak sen daha doğmadın ki bu saatte ne kutluyorlar söylemini dile getirmiştim&#8230; Yani annem her 15 Şubatta saat 16:45&#8242;te biricik oğlu olan bendenizi arayıp şarkıyla karışık bir söylemde doğum günümü kutluyor.</p>
<p>Tabi bu sene o saatlerde uçağa binmiş Türkiye&#8217;ye gelirken cep telefonu mecburen kapalı olmak zorunda olunca bendenize ulaşamamış ve kullandığımız gsm şebekesinin sesli mesaj servisine saat tam 16:45&#8242;te her zaman alışık olduğum o sıcacık şarkıyla karışık doğum günü kutlamasını yapmıştı. Uçaktan iner inmez gelen kimler aramış vs.. gibi sonuçları görünce hemen bu sesli mesajı dinlemiştim. Günün koşturmacasında yaşadığım hengamede ne kadar kıymetli bir mesaj aldığımın bilincine, kendime böyle dışardan baktırabilen alıntı bir mesajın sebebiyet vermesi kızılacak bir ayrıntı olabilir kendime.. Aman yanlış anlaşılmasın annemi aradım bu mesajı dinledikten sonra ama şimdi çok güzel hissediyorum o dakikaların ne kadar güzel olduğunu..</p>
<p>Henüz tenha bir yer bulamadım ama her ne olursa olsun iyi ki varsın ANNE&#8230;
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.yldz.net/dogum-gunumde-annem/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
	</channel>
</rss>
