Merhaba;

Bu sabah gazete sayfalarında gezinirken bir röportaja takıldım. Son günlerde gösterime girmiş olan bir filmin yönetmeni ile yapılan röpörtajda Ezan hakkındaki düşünceleri ile ilgili görüşlerine yer verilmişti. Niye bir yönetmene Ezan ile ilgili sorular soruluyor diyebilirsiniz. Filmin adı; Beş Vakit. Ana konusunu zaman olarak tanımlamış yönetmeni. Zamanı parçalara bölmede her zaman hayatımızda olan Ezan’dan yola çıkarak bahsetmiş zaman kavramını.

Filmi seyretmeye gitmesemde röportajda Ezan ile ilgili ifadeler çok güzel göründü aklıma. Ne güzel tanımlamalar getirmiş Ezan hakkında sevgili yönetmenimiz. Bu arada yönetmen yönetmen diyorum yazının başından beri. Bir türlü ismini söyleme cümlesini kuramadım şöyle usturuplu bir şekilde. Beş Vakit filminin yönetmeni; Reha Erdem.

Aşağıya bu röpörtajdan ufak bir alıntıyı koydum. Ezana bakışımız, belki bundan sonra daha bir anlam kazanır düşüncesiyle.  Hayatı anlamlandıran bu güzel günlerde, düşünce ufkunuzun bereketlenmesi ümidi ile…
- Ezana olan düşkünlüğünüzün sebebi ne?

Bu filmde olduğu gibi, köyde okunan ezanı bir düşünün, okunduğunda duruyor insanlar, yaptıkları işe ara veriyorlar. Şehirde dayatılan zamanın içinde ezan okunurken kimse durmaz, kimse durdurumaz kimseyi. Ezanla o gündelik akışa bir virgül konuyor aslında. Bu bana çok anlamlı geliyor. Estetik, r,tmik, müzikal yanı olan bir çağrıdır ezan aynı zamanda. İster uyanın ister uyanmayın, ister cevap verin, ister vermeyin, hoşgörülü, sarıcı, sarmalayıcı ve ilahi bir yanı var. Bu yanı, bu anlamı seviyorum. Ezan motifine hep bu anlamıyla yaklaşıyorum. Doğduğumuzdan beri kulağımızda, uzak kalmak mümkün mü?

- Hangi vaktin ezanını daha çok seviyorsunuz? Ezanların çağrışımları ne sizde?

Sabah ezanını seviyorum en çok. Çok umutlu buluyorum onu. Akşam ezanını seviyorum ritminden dolayı, koşuşturmaca içindedir. Yatsı huzurludur, ikindi genişletir sanki vakti. Öğle ezanı günün tam ortasında, sert gelir biraz.