E-l-v-e-d-a
14
Kasım
Zamanın zor geçen saatlerine inat, sebebsiz kaçışları özlemişti..
Bir çocuk vardı yüreğinde, ve bir çocuk kalbi gibi hızlı hızlı atıyordu yüreği.. Dur gitme diyemedi… Hızlı hızlı yanından uzaklaşan adımlara, kendinde tek eşlik eden hızlı hızlı atan kalbiydi.. Bir çocuk gibi diye içinden geçirdi..
Son demiydi yaşanan birlikteliğin o akşam.. Kopuşun ilk saatleri, birlikteliğin son demleri.. İlk günden bu akşama kadar gelen zamanın içinde yaşadığı günler bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyordu.. Yaşanan bu son demde, artık sözler kifayetsiz kalıyor sadece gözler birbirleri ile konuşuyordu..
Bir kabusamı yoksa açık denizlerdeki özgürlüğe mi yelken açıştı bu baş kaldırı.. Sessizdi.. Derinden bir gidiş, bir varolma biçimi, biryerlere ait olabilme şekli..
Kulaklarını tıkamayanlar,gözlerini kısmayanların dünyasına merhaba diyebilmekti amacı..
Kalbi kırık bir halde kopuş gerçekleşmişti. Görülenin aksine kopuş gerçekleşmiş, ama kimse hiçbirşeyin farkında olmadan hayatın hengamesinde yuvarlanmaya devam ediyordu.
Tıpkı bir yaprağın sonbaharda ağaçtan düşer gibi sessiz oluşu gibi olmuştu kopuş.
Elveda demenin zor olduğu saatlerdi. Arkaya dönüp geriye bakmanın ve gözü yaşlı gözlerini göstermenin zor olduğu zamandı..
Serin bir rüzgar esti ıslık çalarcasına.
Islığında bir elvada tınısında …
E-l-v-e-d-a
Toplam Okunma: 915 | Bugünkü Okunma: 0 | En Son Okunma: 18.11.2008 - 18:04
