Bir bayram sabahı müjdesinde yüzüne dalıyorum.
Sarı ve aydınlık.
Sarı ve aydınlık saçtığın ışık.

Rahat ve mahcup o yürüyüşünle camiden çıkıyorsun; aydınlığını kardan alan sabah vaktinde.  Mahcup aklının hangi köşesinde olduğumu merak ediyorum. Duanda adımı nasıl fısıldadığını… Avuçlarında tuttuğun tılsım olmak fikri hoşuma gidiyor,dua ederken. Ve avuçlarını o aydınlık yüzüne sürdüğünde, tekrar kalbine dönüşüm de hoşuma gidiyor. Beni, seni dilediğimden dilemen… Bu sessiz buluşma hoşuma gidiyor. Bizi birbirimize benzeten her ayrıntı daha bir kıymetleniyor. Soğuk işlemiyor rahatlığına. Şükrünle yürüyorsun cami yolundan.

Benim henüz uyanmadığım bu bayram sabahında, kilometrelerce öteden bana yürüyorsun. Önümüzde uzanan sanılarda umutsuzluğa yer yok. Şimdi biz rahmeti umuyoruz. Ve sen komşunuzun selamını alırken gülümsüyorsun. Ne zaman döneceğini soruyor soğuk ve uzak ,o hiç gitmedikleri şehre.

Senin de çıkmak için defalarca savaş verdiğin şehir… Ve seni tanıdığım gün   gidişinden emin olduğun şehir… Gittiğin ve tekrar döndürüldüğün… Bir regaip kandilinde  dönmen için çok dua eden birinin varlığını hiç bilmeden gittiğin şehir. Dualarımın kabul olduğu, Regaibin müjdelediği bu bayram sabahında bugün biz… Oysa biliyordum daha o ilk an  sarı ışığının içime işlediğini ve gidemeyeceğini… ve anlamıştın gözlerimin sana parladığını, aslında artık gitmek istemediğini. Biletini gösterirken: “Uçağım saat 4’te” diyen sesinin sesimi beklediğini biliyordum. Kapıda son bir kez durup yüzüme daldığını… Sonra o kalabalık odaya dalıp seni mahçup ve rahat halinle öylece oturuyor bulduğum o arefe günü. Şaşkınlığımı hiç unutmayacağın kesin. Masanın üstündekileri yere devirince ben herkes eğilip bir şeyler toplarken sen gülümsüyordun. Sahi ne işin vardı o odada senin? Benim için o odada olduğun fikri hoşuma gidiyor.Beni tekrar gördüğüne sevinişinin yüzündeki gülümsemesi de hoşuma gidiyor.Seni gördüğümde gülümsediğim gibi… Bu sessiz buluşma hoşuma gidiyor. Bizi birbirimize benzeten her ayrıntı daha bir kıymetleniyor. Mahcupluğun kalmıyor yanımda. Umudunla takıyorsun yeni  tabelanı yerine… Evde annesi biricik oğluna kahvaltı hazırlamış. Henüz hiç konuşmadılar uzak bir şehrin gözleri parlayan kızını. Kahvaltıdaki heyecanını merak ediyorum. Kuracağın ilk cümleleri. Cümlelerinin içinde uçuşan hayalimi. Aklına gelince en çok hoşuna gidenini merak ediyorum. Beni anlatırken çayını soğuttuğunu fark ediyor annen, bir yandan da beni merak ederken. Baban: ‘hayırlısı’ diyor; annen: ‘görelim’. İşte yüzündeki bu gülüşün saçtığı sarı ışığını seviyorum.

Sarı ve aydınlık
Sarı ve aydınlık saçtığın ışık.
Ben sana yazıyorum, sen daha bilmiyorsun.
Ben sana yazıldım mı bilmiyorum.
Bir bayram sabahı müjdesinde yüzüne dalıyorum.

18 Aralık ‘07