Almanya’nin dogu bölgesi oldukca ilginc bir cografya aslinda..Bilhassa haftasonu kücük bir köye gidip, kisa tatil yapmak icin fazlaca yer var..Kaldiginiz pansiyondan mantar toplamaya ya da ormanlara yürüyüse gidebilirsiniz.  Ama isterseniz, bizim yaptigimiz gibi haftaici takilip bilim konularinda uzun uzadiya fikir alisverisinde bulunabilirsiniz de..  Ben de bu yazimda, Chemnitz taraflarindaki, Cek Cumhuriyeti sinirina da oldukca yakin bir köyde ; Augustusburg’da gördüklerimi aktarmak istiyorum…Siz www.yldz.net okuyuculari icin…
 Augustusburg isim itibariyle adini sanki bir kraldan aliyor desem yeridir.  Zira bizim kaldigimiz genclik moteli aslinda tarihte saray imis.  Saray da saray hani.  Öyle bir tepeye yapilmis ki.  Cevredeki bütün köylere hakim.  Lise yillarimda ziyaret ettigim, Kütahya’nin Dumlupinar ilcesi aklima geldi.  Öyle ki Kurtulus savasinin en önemli meydan muharebelerinden birisinin yapildigi yerde, bütün tepeler numaralandirilmis idi.  O zaman, hatirladigim kadariyla yanimizdaki tarihci dostumuz izah ediyordu savasin bazi ilginc detaylarini…  Augustusburg sarayindan bakinca gögün maviligini ve yerin mevsim itibariyle yesil kalan kisimlarini görüyorsunuz..Tabii bir de topragin o güzelim rengi hakim ovaya.  Diger taraftan, köy oldukca kücük bir yer.  Daha cok insanlar hediyelik esyalar satan kücük dükkanlar acmislar bu sinir köyünde.  Onun haricinde, birkac tane yemek yenebilecek restoran mevcut.  Hatta bu kücük köyde bir Türk’e de rastgeldim.  Tahmininizde yanilmadiniz.  Dönercilik yapiyordu bu Türk…
 Sarayin icindeki binalar oldukca degisik sekilde degistirilmis..Bazilari müzeye cevrilmis örnegin.  Bendeniz de hem at arabalari hem de motorsiklet müzelerini ziyaret ettim.  Hani avrupa tarihiyle ilgili filmlerde vardir ya.  Prenses ya da prenslerin bindigi arabalar..Iste onlarin asillarini görme firsatim oldu.  Motorsiklet müzesinde ise bir nevi motor teknolojisi analizi var sanki.  Bununla birlikte konserler de organize ediliyordu.  Oldukca elit Almanlar’in dinlemek icin bir yigin yol gitmelerine degecek nitelikte olsa gerek bu konserler.  Zira epey katilimci vardi. Ama sadece Almanlar’in degil baska milletten insanlarin da geldigi bir yer burasi.  En azindan kulagima calan Amerikan aksanli ingilizce bunun basit bir delili diyeyim.
 Yalniz, herseyin ötesinde..Bendenizin en cok hosuna giden sey ise su oldu Augustusburg’da.  Bu saray bünyesinde kurulmus olan kus egitim merkezi..Öyle ki Sibirya’dan tutun, Afrika’ya ve Amerika’ya kadar bircok diyardan kus getirilip egitiliyor burada.  Kartaldan baykusa kadar…Bir ögleden sonra cok hos bir gösteri de yapildi.  Egitimli kartallar, maharetlerini sergilediler misafirlerine sarayin.  Gösterinin en sonunda hayatimda ilk defa bir baykusu sevme firsatim da oldu.  Tek tek bütün izleyicilere gösterilirken bu baykus…
 Buralara yolunuz düserse diye :  http://www.augustusburg.org/
 Mutlu haftalar, iyi okumalar.
Serdar Samil Okyay
Dresden, 3.11.2007