Aralık 2006

Yeni,Yepyeni Bir Başlama Çizgisinde…

20

Aralık

 

 

Merhaba Yaşam,Merhaba Dünya

Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizdi. Haftalar birbirini izledikçe onlar da geliştiler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başladı. Bu arada çevrelerinde olup biteni de fark emeye başladılar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları arttı.

İkiz kardeşler hep aynı şeyi söylüyorlardı:”Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Yaşam ne güzel şey be kardeşim!”

Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfekoyuldular. Öyle ya,yaşamın kaynağı neydi? İşte bunu araştırırken, karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıktı. Bu kordon sayesinde, hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde beslenip büyütüldüklerini anladılar.

“Annemizin şefkati ne denli büyük! Bize bu kordonla gereksinimimiz olan herşeyi gönderiyor.”

Artık aylar birbiri ardına geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle yolun sonuna yaklaşıyorlardı.

İkiz kardeşler bu değişiklikleri şaşkınlıkla gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başladılar. Dokuzuncu aya yaklaştıklarında, bu işaretleri daha güçlü hissetmeye başladılar.

Durumdan telaşlana ikizlerden biri diğerine sordu:”Neler oluyor? Tüm bunların anlamı nedir?”

Öteki daha sakin ve aklıbaşındaydı.Üstelik,bulundukları bu dünya çoğuzaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş dünyayı arzuluyordu.

İkiz kardeş yanıt olarak “Tüm bunlar,bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor” dedi ve ekledi: “Buradaki yaşamımızın sonuna yaklaşıyoruz.”

“Ama ben gitmek istemiyorum” diye haykırdı kardeşi. “Hep burada kalmak istiyorum.”

“Elimizden gelen birşey yok.Hem,belki doğumdan sonrada yaşam vardır.”

“Bize yaşam sağlayan kordon kesildikten sonra bu nasılolanaklı olabilirki?” diye yanıtladı öteki.

“Bize yaşam veren kordon kesilirse nasıl yaşamda kalbiliriz, söyler misin bana? Hem bak bizden önce başkaları da buraya gelmiş ve sonra da gitmişler.Hiç birisi geri gelmemiş ki bize doğumdan sonrayaşam olduğunu söylesin. Hayır, bu herşeyin sonuolacak. “Tüm bunları söyledikten sonra ekledi:”Hem,belki de anne diye birşey de yok!”

“Olmak zorunda” diye itiraz etti kardeşi.”Buraya başkatürlü nasıl gelmiş olabiliriz, nasıl yaşamda kalbiliriz ki?”

“Sen hiç anneni gördün mü?” diye üsteledi öteki.”O belki de yalnızca zihinlerimizde var. Bir annemiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belki de biz uydurduk.

“Böylece,anne rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçti. Sonunda doğum anı geldi, çattı. İkizler dünyalarını terkettiklerinde gözlerini başka bir dünyaya açtılar ve sevinçten, avazları çıktığınca ağlamayabaşladılar.Çünkü gördükleri manzara düşlerinin bile ötesindeydi.


Özlemek, Sevmek

14

Aralık

 

 

Olur olmaz bir anda,
 aklına gelmekse eğer özlemek,

Özeldim seni…

Adın aklıma geldiğinde,
 mutlu olmaksa eğer seni sevmek,

Seviyorum seni…

 


SERLİ SIRLI ATEŞ

07

Aralık

 

 

Çocuk bağırdı annesinin arkasından. Annesi duymadı. Karşıya geçemedi çocuk. Annesinin arkası dönüktü; göremedi çocuğunun karşıya geçemediğini. Çocuk kimsesiz kalakaldı yolun karşısında. Anne kendi halinde tuttu evinin yolunu. Evine doğru attığı her adımda daha bir unuttu çocuğunun varlığını. Çocuk büyümek zorunda kaldı. Başka türlü baş edemeyecekti hayatla, en azından küçükken öyle sandı. Birebirliği, kendiliği, yap-lı-yalnızlığıyla baş edebilmek için annesiz büyüdü yolun karşı kıyısında…Anne evine adadı kendini; hiç hissetmedi bir çocuğun eksikliğini. Evindekiler hatırlatmadı ona, kişinin yap-a-yalnızlığını. Önünde çiçeklerin sıralı olduğu balkondan karşılara bakarken bile görmedi annesizliğin birebir tükettiği dışarıdaki çocukları. Bir çocuğu olduğunu kesin bir hisle unutmuştu artık. Artık bilmiyordu. Annelik dürtüsü bitti. Balkon önü, saksı içi çiçekler öldü. Öldüklerini görmedi. Anne ANNE ismini yitirdi. Genç kızlık adını aldı yeniden. Evdekiler ona Serli demeye başladılar. Onları duydu ama farkı duymadı. Genç kız Serli yaşamaya devam etti.

(more…)


Sana Yazmak İsterdim

03

Aralık

 

 

Sana yazmak isterdim
Bana bakışın
İçimde bir nehir misali akışın
Gitmez ömrümden
Gözlerimde çağlayan sen
(more…)


Berlin Üce Ayrilir : Dogu Berlin, Bati Berlin, Türk Berlin…

02

Aralık

 

 

Berlin, Almanya’nin hüzünlü mü desem, binbir renkten insani barindiran kozmopolit mi desem bilmiyorum..Ama yeterince ilginc baskenti..Berlin, üc bölgeye ayrilmis.  Ikisini tarihi olaylar belirlemis..Ücüncüsüne ise bizim Türkler karar vermis.  Böylece insanlarin diline o ilginc ifade yerlesmis : Berlin üce ayrilir : Dogu, Bati ve Türk olmak üzere.
(more…)


En son yorumlar
  • Birisi: İs ile karartacak yegane ruhu
  • Ahmet Şamil: önemli olan ilahiyatçılardan evliya çıkması değil, onların bugün Hz. Peygamber'in misyonunu temsil edip...
  • Ahmet Şamil: syn serdar şamil beni eskilere götürdün dağardında beraber geçirdiğimiz o güzel günlere. çocukken çeşme...
  • katrunneda: "Hayat yaşadığımız şekliyle tiyatroyu andırır. Kişi gayesiz, gece ve gündüzleri izler. Gün be gün...
  • ALAATTİN GÜRIRMAK: SAYIN SERDAR ŞAMİL OKYAY(KISAKÖYLÜ)HEMŞEHRİM... SİMAV PEKMEZCİLİK MÜZESİ KURULMASI KONUSUNDA GÜZEL...