Kasım 2006

Tuzlu Kahve

20

Kasım

 

 
Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir seydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.  Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine sasırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki şirin kafede oturdular. 

(more…)


Samimiyet

16

Kasım

 

 

Merhaba;

Yazının devamında okuyacağınız mektup, şirket ortamında call center departamanında çalışan bir kişinin samimi bir mektubudur.

İş hayatında verilen destek ve moral, insanlar üzerinde ne kadar etkili olabiliyorun küçük bir numesi…

Samimiyetten nasibini alamamışlara ayrıca bu şekilde başka yönden bakan samimi bir mektup.

Birazcık samimiyet..

Muhabbetle….

(more…)


E-l-v-e-d-a

14

Kasım

 

 

Zamanın zor geçen saatlerine inat, sebebsiz kaçışları özlemişti..

Bir çocuk vardı yüreğinde, ve bir çocuk kalbi gibi hızlı hızlı atıyordu yüreği.. Dur gitme diyemedi… Hızlı hızlı yanından uzaklaşan adımlara, kendinde tek eşlik eden hızlı hızlı atan kalbiydi.. Bir çocuk gibi diye içinden geçirdi..

Son demiydi yaşanan birlikteliğin o akşam.. Kopuşun ilk saatleri, birlikteliğin son demleri.. İlk günden bu akşama kadar gelen zamanın içinde yaşadığı günler bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçiyordu.. Yaşanan bu son demde, artık sözler kifayetsiz kalıyor sadece gözler birbirleri ile konuşuyordu..

Bir kabusamı yoksa açık denizlerdeki özgürlüğe mi yelken açıştı bu baş kaldırı.. Sessizdi.. Derinden bir gidiş, bir varolma biçimi, biryerlere ait olabilme şekli..

Kulaklarını tıkamayanlar,gözlerini kısmayanların dünyasına merhaba diyebilmekti amacı..

Kalbi kırık bir halde kopuş gerçekleşmişti. Görülenin aksine kopuş gerçekleşmiş, ama kimse hiçbirşeyin farkında olmadan hayatın hengamesinde yuvarlanmaya devam ediyordu.

Tıpkı bir yaprağın sonbaharda ağaçtan düşer gibi sessiz oluşu gibi olmuştu kopuş.

Elveda demenin zor olduğu saatlerdi. Arkaya dönüp geriye bakmanın ve gözü yaşlı gözlerini göstermenin zor olduğu zamandı..

Serin bir rüzgar esti ıslık çalarcasına.
Islığında bir elvada tınısında …

E-l-v-e-d-a


Seni Sevmek Deli Gibi Yürek İster…

11

Kasım

 

 

Bir haykırış, bir çığlıktı içinden gelen bu ses. Neyeydi, kimeydi, niyeydi bu haykırış. Olur olmaz zamanlarda düşüncelerinin arasından sızan, bazen tiz bazen coşkun kalabalıklardan çıkarcasına bas bir sesle yankılanıyordu kulaklarında “Seni Sevmek Deli Gibi Yürek İster”…

Belli belirsiz renkler örülüydü etrafında. İlk zamanlar görmede oldukça zorlandığı. Ama artık belli belirsiz bir aşamaya gelmiş durumdaydı etrafındaki renkler. Etrafı renk cümbüşü ile mi örülüydü yoksa renk cümbüşü bir yumağa kendimi örülüydü daha netleşmemişti gördükleri. Ama günden güne belirginleşen bir hal vardı bu hengame olarak başlayan rüyalar silsilesi içinde…

(more…)


New York’un Camileri

11

Kasım

 

 

 Bir eylul gunu.  Yakin bir arkadasimla New York Hilton Otel’inden yeni ciktik.  Saat daha henuz 12:30 civari.  Hilton New York’un hemen karsisina gecip yurumeye basladik.  Arkadasim farkettin mi diye sordu.  Sasirdim dogrusu.  Neyi diye sorusuna soruyla karsilik verdim.  Su kucuk bufede helal birseyler satiyorlar deyiverdi.  Arkadasimi sokagin kosesinden ugurladim.  Gerisin geriye dondum.  Hakikaten adamlar helal doner ve benzeri yiyecekler satiyorlardi. Icimden iyice acikmisim diye gecirdim.  Hem de helal sattiklarina gore musluman olsa gerektir diye dusundum.  Oyle ya.  New York’un ortasinda, unlu Hilton Otel’inin hemen yaninda helal donerci.  Adamlar Misirliymis.  Birseyler siparis ettim.  Siparisler hazirlanirken, ayakustu sohbete basladik.  Ben siparisim hazirlandiktan sonra, adamlara en yakindaki camiyi sordum.  Tarif ettiler.  Bes blok ileriye.  Iki blok da sola.  Hemen koseden karsiya gec.  Orada camiyi bulacaksin…
(more…)


« Previous PageNext Page »

En son yorumlar
  • Birisi: İs ile karartacak yegane ruhu
  • Ahmet Şamil: önemli olan ilahiyatçılardan evliya çıkması değil, onların bugün Hz. Peygamber'in misyonunu temsil edip...
  • Ahmet Şamil: syn serdar şamil beni eskilere götürdün dağardında beraber geçirdiğimiz o güzel günlere. çocukken çeşme...
  • katrunneda: "Hayat yaşadığımız şekliyle tiyatroyu andırır. Kişi gayesiz, gece ve gündüzleri izler. Gün be gün...
  • ALAATTİN GÜRIRMAK: SAYIN SERDAR ŞAMİL OKYAY(KISAKÖYLÜ)HEMŞEHRİM... SİMAV PEKMEZCİLİK MÜZESİ KURULMASI KONUSUNDA GÜZEL...