Nefes almakta zorlanıyorum şu anda..
Ya ayna tutabilmeli bak sen busun, basıyorsun nefes almada zorluk çıkartıyorsun diye.. Ya da atmalı kendini denize….
Doğru budur düşüncesiyle… Oksijeni farklı çekmeli ciğerlere..
Nefes almakta zorlanıyorum şu anda..
Ya ayna tutabilmeli bak sen busun, basıyorsun nefes almada zorluk çıkartıyorsun diye.. Ya da atmalı kendini denize….
Doğru budur düşüncesiyle… Oksijeni farklı çekmeli ciğerlere..
Bu yazı, hadi yaz denildiği için yazılmaktadır…
Pazatesi geceleri bir alışkanlık haline geldi gece kuşları ile birlikte şirketten çıkmak.. Vızır vızır içeriden sesleri gelirken yazdığım yeni giriş formatının denemelerini henüz bitirdim..
Yaşasın…
Şu aralar yazılarımı okuyanların sayısının artıyor olması değişik heyecanlar katıyor dünyama.. Burada olabilmek farklı bir özgürlüğü soluklamak gibi bir şey… Koskocaman bir okyanusun içinde minicik bir damla olabilmek gibi bir hal, halet… Delicesine hayaller kuruyorum… Belki gelecekte yazmayı planladığım romanım, bu yazıların iteleme gücü ile çıkacak kim bilir!!?? Yazıları yazarken en güzeli istediğin yere kulaç atabilmek… Hatta sanki denizin içindeymişsinde her yöne özgürce gidebilirmişsin gibi birşey… Söylenecek o kadar söz, hayal edilecek o kadar ufuk varken bu yazı dar gelmeye başladı..
Hayallerim yavaş, yavaş buralara dökülecek… Beklerim efendim…
Saat 01:40, gece kuşu “hadi” dedi..
Böyle demişti bir arkadaş..
Vakit bir hayli geç olmuştu… Yolculuk için yalnız başına yol almaya çalışan delikanlı, son bir kez sevdiklerini görüp bir selam vermek istemişti. Belki içinde ne konuşma isteği nede birinin yüzünü görme arzusu vardı. Tek yapmak istediği kendini dinlemek, düşüncelere boğulmadan, sonsuz ufaklara hayalinde yelken açmak istiyordu. Durum muhasebesinden ziyade daha çok kafa dağıtmak vardı düşüncelerinde. Hoyratça ve pervasızca bir kafa dağıtmaktan öte daha çok gelecek mutlu günlerin planını yaparken daha dinç bir düşünce yapısına bürünme eylemi olmalıydı kafa dağıtmak…
Sessiz çığlıklarının duyulmadığını zannetsede onu duyan birileri vardı etrafında..
Kimileri bunu biliyor ama yanına yanaşamıyorken, kimileri onun frekansını yakalamaya çalışıyordu….
Sessiz, sakin ve derinden…
Donetello & Michelengelo
Yine zaman Trend zamanı…
Geceler kardeşin, gündüzler yoldaşın oluyor bu zamanlarda… Gün, çok hızlı akıp geçerken gecelere sığınıyor, neredeyimi nereye gidiyorumu arıyorsun… Zaman hızla akıp gidiyor böyle dönemlerde… Yollarda yürümek geliyor insanın aklına.. Sonsuz bir yürüyüş ile sonsuz bir yolda sonsuz bir yolculuğa… Yürürken belki yorulur insan ama böyle bir ruh haletinde bu şekilde bir yolculuk dinlendiriyor, dinginleştiriyor.. Tıpkı arkadaş olan geceye merhaba dediğiniz EMK bitimi çıkış saatinde serin bir rüzgarında size merhaba demesi gibi… Belki böyle zamanların en sevdiğim anı merhaba diyebilmek gecenin sert esen rüzgarına ve oksijen kokulu havasına…
Merhaba heyyyy…. Merhaba……
Oradakiler sizede merhaba…
Şirkette gece gece takıldığınızda insanlarda değişik ruh hallerine şahit olmanız gayet mümkün. İnsanlar bi garip… Garibin ötesinde enteresan duruma sahip.. Sesli seli fasıl söyleyene mi rastlarsınız, ne zaman gidiceeeeezzz diye bağıran işkence görüyor sesi çıkartana mı (-hoş işkence değil demek ile işkence demek diye iki grup oluşturulup tartışma takımları kurusa hangisinin galip geleceği meçhul) yada beni babam eve almaz diye mızmızlanana mı… Yok bunu en son diyenlere kardeşim gel seni eve götüreyim diyince apayrı bi olay, değişik bir bakış ve hade oradan dercesine bir reddediş..
Kardeşim atalarımız ne demiş, iyilik yap denize at…
:)